Kudret'i soruş şeklinden anladığım üzere onu erkek, hatta yasak bir ilişki yaşadığım adam zannediyordu. Gözlerinde gördüğüm delici bakışlardan sorusunun yanıtını beklediğini biliyordum ama artık benim ona verebileceğim tüm cevaplarım tükenmişti. Hâlâ bana karşı yenemediği güvensizliği ile tekrar karşılaşmak benim için beklemediğim kadar sarsıcı olmuştu. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim hep aynı noktada tökezlememizin nedeni kesinlikle ben değildim.
"Cevap versene bana! Bak! Aşığının attığı mesaja bak! 'Aşkım kocan olacak adamın yanından ne zaman ayrılıyorsun? Beklemekten ağaç oldum' Ne demek lan! İkiniz de birbinizden daha midesizsiniz! Senin evli olduğunu bile bile! Lanet olsun sana! Nasıl da inandırdın beni sevdiğine! Bitti artık! Çocukları unut! Beni unut! Hatta dünyayı unut! Bundan sonra görüp görebileceğin tek yer alt kattaki ardiye odasının soğuk duvarları olacak!" dediğinde ifadesiz tutmak için binbir çaba harcadığım yüzümle ona bakıyordum.
"Bitti mi?" dedim.
"Sen hâlâ karşımda pervasızca nasıl konuşabiliyorsun lan! Nasıl iğrenç bir kadınsın! Sen- sen!" dediğinde daha söyleyecek çok şeyi olduğu halde kendini durdurmaya çalışıyor gibiydi. Bana bakmaya daha fazla dayanamıyormuşcasına iğrenen bir ifade gönderdikten sonra kapıyı çarparak odadan çıktı. Geçtiği her yerin sinirinden nasip aldığını kulağıma dolan seslerden algılayabiliyordum. Onu aldattığımı düşünmesine rağmen bana zarar vermemek için evi harabeye çevirmeyi tercih ediyordu. Sinirinin zirvesindeyken bile bunu düşünen adamın en başından düzgün bir şekilde benden açıklama yapmamı bekleyememesi yada bana güvenmeyi tercih edemeyişi aynı anda tüm kemiklerimin tekrar tekrar kırılıp kaynayışı kadar acı veriyordu.
Kafamda bir şeyleri netleştirirken gözüme çarpan telefonumu alarak Kudret'e konum gönderip buraya gelmesi gerektiğini bildiren bir mesaj attım. Olanca sakinliğim beni bile ürpertirken artık zor da olsa aldığım kararın bana getireceklerinin plânları dönüp duruyordu kafamda.
Odamda yapacaklarımı tamamladıktan sonra Kudret'in geldiğini bildiren güvenliğe onay verip aşağı indim. Selim çoktan kapıyı açmış gelenin kim olduğunu sorgular bir şekilde Kudret'i inceliyordu.
"Sen de kimsin?" dediğinde gözleri evin içinde gezinen Kudret sonunda beni gördüğünde rahatlayarak koşar adım yanıma gelip sımsıkı sarılmıştı. Sanırım onu endişelendirmiştim. Evin hali de onu haklı çıkarırcasına kaos halindeydi.
"Aşkım mesajını alır almaz geldim. Ne oldu bir sorun mu var?" dediğinde olumsuz anlamda başımı salladım. Selim geniz temizleme sesi çıkardığında bunun tek bir anlamı vardı ki Kudret de anlamış olacak ki ona dönüp açıklama yapmaya başladı.
"Merhaba, kusura bakmayın. Leyla'dan mesaj alınca endişelendim. Kendimi tanıtayım. İsmim Kudret, Leyla'nın arkadaşıyım. Siz de Leyla'nın anlata anlata bitiremediği eşi Selim olmalısınız." dediğinde Selim Kudret'i kaşları çatık bir halde dinliyordu. İsmini öğrendikten sonra şaşırmış şekilde gözleri gözlerimi bulmuştu.
"Memnun oldum hanımefendi. Merakımı mazur görürseniz bir soru sormak istiyorum. İsminiz neden Kudret?" dediğinde Kudret bu soruyu defalarca kez duyduğunu belli edercesine anlayışla gülümsedi. Aklıma bu soruyu ilk sorduğum zaman gelmişti.
"Benim teyzemin adı da Kudret. Malesef onun çocuğu olmadığı için annem onun adını bana vermek istemiş. Ben de çok sevdiğim teyzemin ismini severek taşıyorum." dediğinde Selim pişmanlıkla bana bakıyordu. Ama önemsemedim. Kendimi duygularını aldırmış gibi hissediyordum. Ona karşılık olarak ruhsuz bir bakış gönderdikten sonra Kudret'i de alıp kış bahçesine geçtim. En azından burası hâlâ düzgündü. Selim'in bahçeden geçip atların olduğu tarafa gittiğini gördüğümde mutfakta ikram hazırlayıp tekrar Kudret'in yanına oturdum.
"Gelsene kızım. Geldiğimden beri bir oturmadın. Neler oluyor anlatsana. Yalnız acayip ateşli bir çift olduğunuzu söylemeden geçemeyeceğim."
"Saçmalama Kudret." dedim. Ben ne dertteydim o ne dertteydi.
"Valla evin hali, boynunda kapamaya çalıştığın izler tezimi kesinlikle doğruluyor. Angelina'nın böyle bir filmi vardı. Enişte'nin de maşallahı var hani. Sana da böylesi yakışır." dediğinde gözlerimi devirdim. En iyisi olanları baştan anlatmaktı yoksa Kudret kendi hayal dünyasından gerçeklere dönüş yapamayacaktı.
"Çok üzgünüm Leyla. Benim yüzümden mi şimdi bütün bunlar? Sadece aptal bir şaka yapmak istemiştim. Sebeb olduğum şeylere inanamıyorum. Şimdi ne yapacaksın?" dediğinde içeri Selim'in girmesiyle cevap vermedim. Kudret de bizi yalnız bırakmayı tercih etmiş olacak ki gitmek için ayaklandı. Onu yolcu ettikten sonra bende beklemeden odamın yolunu tuttum. Arkamdan gelen Selim'i önemsemeden hazırladığım valizimi alıp diğer boş valizle çocukların eşyalarını hazırlamak için odalarına gidecekken Selim tarafından durduruldum.
"Leyla! Özür dilerim aşkım. Çok özür dilerim. Affet." deyip arkadan sarıldığında önemsemeden sirkelenerek ondan kurtulup çocukların eşyalarını valize doldurmaya başladım.
"Gitmenize izin vermeyeceğimi biliyorsun değil mi? Gidemezsin Leyla. Ben izin vermeden pencereden dahi bakamazsın sen." dediğinde tüm sinirim gözlerime toplanmış halde baktım ona. Onu sevdiğim adam olarak gördüğüm zamanlar çok uzaklarda gibiydi. Şimdi karşımdaki adama sadece saf bir nefret besliyordum .
"İzin vermezsin öyle mi! Pencereden bile bakamam! Bana bak! Senin karşında kuklan yok! Bitti anlıyor musun! Bitti! Şimdi üç seçeneğin var! Ya çocuklarımla beni rahat bırakırsın yolumuza bakarız, ya çocukları kaçırıp bana göstermezsin ki o zaman yemin ederim önüme gelen ilk kişiyle evlenip bir sürü çocuk yaparım! Yada dediğin gibi beni bırakmazsın bende şah damarıma ölümcül bir kesik atarım! Duydun mu beni!" dediğimde gözleri dehşetle açıldı. Benden böyle bir şey beklemiyordu.
"Ne saçmalıyorsun sen Leyla?! Kolay mı bu dediklerini yapmak. Hadi beni geçtim, çocuklarından nasıl vazgeçeceksin?"
"Onlardan vazgeçen ben değilim tamam mı! Bir anneyi bu raddeye getiren sensin! Kendi canından vazgeçirecek noktaya getiren de sensin! Senin bencilliğin! Sormadın bile, başka bir ihtimali düşünmedin. İki dakika da yapacaklarını sıralarken benim nasıl dehşete düştüğümü görmedin! Ne kadar da hazırmışsın! Hadi kapat beni alt kattaki ardiyeye! Ne duruyorsun!" deyip cevap vermesine gerek duymadan yanından geçtim. Artık tüm gemileri de limanları da yakmıştım.
"Leyla yalvarırım gitme! Konuşarak halledebiliriz! Yüzüme bakma kabul, konuşma kabul, hatta odanın önünden bile geçirtme ama gitme. Bu çatı altında olduğunuzu bileyim. Yapma bunu bize güzelim."
"Bunu bize yapan ben değilim! Halledebileceğimiz bir şey kalmadı! Rahat bırak beni!" deyip kabanımı giyip dışarı çıktım. Dışarının yağmur sonrası ferah kokusu beni kucaklıyordu. Arabaya valizleri yerleştirirken Selim de bu havada üzerinde t-shirt'le peşimden gelmiş son çırpınışları oynuyordu.
"Çocukları düşün Leyla. Onların bir aileye ihtiyacı var. Bizi bir arada mutlu görmeye ihtiyaçları var." dediğinde bagajı kapatıp ona döndüm.
"Son kozun bu mu? Gittikçe komikleşiyorsun Selim. Sence sen onlara gerçek bir baba olabilecek misin? Olabilecek miydin? İki sevip pışpışlamakla baba olunmuyor Selim. Sen onları sadece kendine rakip, beni kendine bağlayan pranga olarak gördün. Bak ön görülerin hiçbir işe yaramadı. Seni şimdi onlar bile kurtaramıyor. Bu yuvayı sen kurdun kabul ama yıkan da sensin. Bu senin en büyük cezan. Artık yaptıklarının bedelini ödemenin zamanı geldi. Arabanı Yağız ile gönderirim." deyip arabanın kapısını kapatıp çalıştırdım. Ardımda bıraktığım Selim'in yıkılmış hali içimde kaybolan hisleri geri getirmeyi tetiklese de bu hissi bastırdım. Sevgi bir şeyleri çözmüyordu.
Onsuz olduğum bir zaman dilimini hatırlamasam da artık hayatımda ona yer yoktu. Bunu başaran binlerce kadından bir farkım da yoktu. Ben de başarıp kendi ayaklarımın üzerinde durabilirdim.
Gözlerim sol tarafımdaki dövmeye takıldığında varlığı artık canımı yakıyordu. Altındaki deriyle birlikte komple bedenimden kazıyıp atmak istiyordum. Yaptırırken, Selim'e gösterirken yaşadığım heyecan aklıma geldikçe o isim kor olup beni dağlıyordu.
Selma annelerin evinin önüne geldiğimde derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirdim. Onlara bir açıklama yapılması gerektiğinin farkındaydım ama bunu yapacak kişi ben değildim. Bir yüzleşmeye daha takatim yoktu. Bu yüzden hiçbir şey anlamamaları için son kez elimden geleni yapacaktım.
Kapıyı çalıp beklediğimde Hazar amcasının kucağında kapıyı birlikte açarak beni karşılamışlardı. Aralarındaki benzerlik o kadar barizdi ki dışarıdan gören biri baba oğul veya abi kardeş zannedebilirdi. Hazar beni görünce üzerime atıldığında Serkan bir miktar bozulmuş gibiydi.
"Satıcı ne olacak. Beyefendinin keyfi için sabahtan beri yapmadığımız şaklabanlık kalmasın o da anneyi görünce iki dakika da bizi satsın." dediğinde kahkahamı tutamadım. Hazar da elini yanaklarıma koymuş gülümseyerek bana bakıyordu.
"Gülme yenge ya. Bu kucağındakinin öyle tatlı tatlı durduğuna bakma. Dünden beri hepimizi parmağında oynatıyor. Artık kime çektiyse." dediğinde gözlerimi kaçırdım. Kime çektiğini çok iyi biliyordum ama onun gibi biri olmasına izin vermeyecektim.
"Çok teşekkür ederim Serkan. Aras'ta hazırsa onu da alıp gideyim geç olmadan." dediğimde Selma anne mutfaktan çıkmış havluyla ellerini kurulayarak yanımıza gelmişti.
"Sen ona bakma kızım. Çok akıllılar benim torunlarım maşallah. Kendi küçükken hepsine bedeldi tabi ama sorsan hatırlamaz. Ateş almaya mı geldin. Hadi içeri geçsene." dediğinde teklifini geri çevirmek durumundaydım.
"Çok teşekkür ederim. Malum hava erken kararıyor. Geç olmadan gidelim biz." dediğimde kabullenişiyle rahat bir nefes aldım. Serkan'ın da yardımıyla çocukları araba koltuğuna yerleştirmiştim. Hava kapalı olduğu için sokak lambaları yanıyor çocuklar da ilgiyle dışarıyı seyrediyordu. Işıklarda durduğumda gözlerim Aras'ı buldu. Gün geçtikçe daha çok Selim'e benzemekle birlikte adeta küçük bir kopyasıydı. Daha şimdiden babasına hayranken aldığım kararın en çok onu etkileyeceğini biliyordum. Ama sürekli huzursuzluğun yaşandığı bir evde büyümelerindense böylesinin çok daha iyi olacağını düşünüyordum.
Biri sima olarak, diğeri huy olarak babalarının kopyası olan çocuklarımla artık yeni bir hayata başlıyorduk. Bir süre dayılarıyla yaşayacak olsak da kısa sürede kendi hayatımızı kuracak, onları kimseye ihtiyaç duymadan sağlam bir zeminde büyütecektim.
Ve bu kuracağım yeni hayatta Selim'e yer yoktu.
*Bölüm Sonu*
Yorumlar
Yorum Gönder