Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 10

Selim gelince konuşmamız yarım kaldı. Ama o davete ne olursa olsun katılmayı kafaya koydum. Belki de çok sevgili(!) eşim yerli yersiz beni suçlarken kendisi beni aldatıyordu. Hep böyle olmaz mıydı? En sadakatsiz erkekler eşlerini çok seviyormuş gibi görünen adamlardı. Böyle bir şey varsa özgürlüğümün anahtarı olabilirdi.
Geç olsa da belki ben de hayatımı yeniden kurabilirdim. Sevdiğim sevildiğim normal bir hayatım olurdu. Her şeyin olması gerektiği gibi olduğu, hiçbir zorlama olmaksızın. Ufak flörtleşmelerle başlayan.
Kim olursa olsun Selim'den daha kötü olamazdı bana göre. Dışarı çıkmamı bir lüks haline getirip beni hapsetmezdi en azından. Ben bu düşüncelere dalmışken Selma teyze, Edim amca ve Serkan gelmişlerdi.
"Hoşgeldiniz Selma anne." deyip elini öptüm. Selim memnun bir ifadeyle bizi izliyordu. Ne zannediyordu ki. Ne durumda olursam olayım terbiyemden taviz asla vermezdim.
"Hoşbulduk kızım."
Bir süre babamlarla ilgili konuşup hal hatır sorduktan sonra yemeklerimizi yemek için masaya geçtik.
Hayır yani anlamıyordum. Bu kadar mükemmel bir aileye sahip bir insan böyle bir ruh hastasına nasıl dönüşmüştü. Acaba sebebi ben miydim? Selim ben yerine başka birine bağlansa yine böyle davranır mıydı? Aslında Selim gibi erkekleri çekici bulan çok kız vardı. Selim'in yaptığı hanzolukları sahiplenmek olarak algılayacak onu sevecek bir kıza saplansa nasıl olurdu merak ediyordum. Ben bu düşüncelere fazla dalmıştım demek ki Selim'in "yemeğini ye istersen karıcığım" demesiyle yüzümü ekşitip yemeğimi yemeye başladım.
Gelecek ay Selim'in ablası evleniyordu. Bir süre düğünün yapılacağı yer, gelinlik, davetliler vs. ile ilgili konuştuk. Selim bu duruma homurdansa da babasının yanında bir şey diyemiyordu. Elinden gelse ablasını bile evlendirmeyecekti.
Serkan hırsla masaya oturduğunda hepimiz ona döndük. Yüzü sinirden kıpkırmızıydı. Altı üstü mutfağa gidip çorbadan biraz daha isteyecekti, bu arada ne olmuştu ki bu kadar sinirlenmişti anlam veremedim.
Yardımcımız Nermin hanımın kızı Miray çorbayı Serkan'ın önüne bıraktığında Serkan'nın eli masanın üzerinde yumruk şeklinde sıkıyordu. Şimdi anlaşılmıştı. Sanırım Serkan Miray yüzünden bu kadar sinirlenmişti. Umursamadım. Nasıl olsa detayları bir ara Miray'dan öğrenirdim.
***
Selma annemler gittiğinde bizde uyumak için odaya çıkmıştık. Selim arkamdan belime sarılıp başını boynuma gömerken bırakması için itekliyor ama tabiki başaramıyordum.
"Bugün bir kez daha aşık oldum sana. Aileme karşı olan tavrın duruşun, aramızdakileri onlara yansıtmaman o kadar asilsin ki."
"Keşke ben de aynı şeyleri senin için söyleyebilseydim. Korkma beni buraya hapsettiğini ailene söyleyip medet umacak değilim."
"Şu hapsetmek tabirini artık kullanmasak güzelim. Biri bana değil burası küçücük bir kulübede seninle bir ömür yaşayacaksın dese, seve seve kendimi o kulübeye prangalarım. Sen de beni sevdiğin zaman hak vereceksin. Hep böyle olur, kadın adamı eninde sonunda sever."
"Bence sen sevgiyle kabullenmeyi karıştırıyorsun Selim. Sevgi özgürlük ister, kabullenmek mecburiyetten doğar. Her neyse seninle bu konuşmaları en az yüz kez yapmışızdır. Şirketinde haftaya davet varmış."
"Evet var, kim söyledi sana bunu? Senlik bir durum olmadığı için söylemek ihtiyacı duymadım."
"Nasıl benlik bir durum yok! Ben de geleceğim!"
"Saçmalama istersen Leyla ben seni iki adım dışarı çıkarmıyorum, o kadar adamın içine seni giyinip süslenmiş bir şekilde oraya götürür müyüm sanıyorsun? Azıcık mantıklı ol lütfen."
"Mantıkmış. Bana mantıktan bahsedecek en son insansın heralde. Senin gözünde beni buraya kapatmak mantıklı, karın olarak davete katılmam mantıksız öyle mi?"
"Leyla gece gece nerden çıktı bu davet sevdası? Gelmeyeceksin. Kapatalım artık bu konuyu.
Seni özledim."
***
Davet yarındı ama ben hâlâ bir arpa boyu yol gidememiştim. Dolaptan elbisemi bile seçmiştim. Yine bugüne kadar davet konusu hariç Selim ile hiç konuşmamıştım. Şuan bana bakışlarından sabrının sınırlarında olduğunu anlayabiliyordum.
"Böyle susup beni cezalandırarak bana her istediğini yaptırabileceğini zannediyorsan çok yanıldığını söylemek zorundayım Leyla."
"Her istediğimi yapıyorsun yani. Bir örnek verir misin? Sen benim hangi isteğimi yerine getirdin?"
"Doğru düzgün şeyler istediğin zaman, isteklerini seve seve yerine getiririm güzelim."
"Senin doğru düzgün bulacağın şeyler, senin isteyeceğin şeyleri istemem olacak sanırım Selim. Farkındaysan seninle isteklerimiz de örtüşmüyor, tıpkı diğer hiçbir şeyimizin örtüşmediği gibi." Sinirlenmişti. Burun kemiğini sıkıp bana döndü.
"Bu kadar çok mu gitmek istiyorsun o aptal davete?"
"Evet."
"Pekala. Yanımdan ayrılmak, dekolteli kıyafet giymek, kimseyle tokalaşmak, konuşmak ve tabiki abartılı makyaj yapmak yok."
Bunları söyleyeceğini tabiki tahmin ettiğimden şimdilik tamam dedim.
"İyi miyiz artık Leyla hanım. Lutfedip benimle konuşacak mısınız?"
"Ne kadar biz ve iyi olmak aynı cümle içinde bile olamayacakken, olabileceğimiz kadar iyiyiz diyelim."
"Yeter ama artık Leyla şu sevmek midir kabullenmek midir neyse ikisinden birini yapsan iyi olur. Yerli yersiz imalarından sıkıldım artık. Sen benim karımsın, bir ömür de burada yaşayacağız. Başka bir alternatif kesinlikle yok. Hadi artık uyusak iyi olur. Seninle ne zaman tartışsak tükeniyorum. Yoruyorsun beni."
Cevap vermeyip bende onunla odaya gittim. Emelime ulaşmıştım. Şimdi yok yere inat yapıp kararından vazgeçebilirdi. Yatağa yattığımda Selim beni kollarının arasına alıp saçlarımla oynamaya başladı. Bu arada ben de iyice mayışmış kendimi uykunun kollarına bırakmıştım.
***
Uyandığımda saat öğleyi geçiyordu. Biri beni uyandırmazsa kesinlikle öğleden önce uyanmazdım. Selim de beni uyandırmadan gitmişti sanırım.
Kahvaltı için indiğimde Nermin hanım sabah erken saatte gittiğini söylemişti. Hafta sonu olduğu için 2 gündür Miray da buradaydı. Hazır yakalamışken Serkan ile ne olduğunu sorabilirdim.
"Miray ben odada hazırlanırken bana eşlik etmek ister misin?"
"Çok isterim Leyla abla"
Odaya girdiğimizde Miray yatağın üzerindeki elbiseye hayranlıkla bakıyordu.

"Leyla abla bu çok güzel"
"Leyla abla bu çok güzel"
"Teşekkür ederim, daha güzelleri senin olsun Miray'cığım." Etek kısmı lacivert, üst kısımları gold renk olan şık bir elbise seçmiştim. Gece için uygundu ama Selim için uygun muydu tam kestiremiyordum. Öyle belli bir dekoltesi yoktu ama dikkat çekici bir elbiseydi. Zaten en kapalısı da buydu. Dışarı çıkıp alışveriş yapamadığım ve intertten aldığımda yetişmeme ihtimali olacağından bu elbiseyi tercih etmiştim.
"Ee Miray ne oldu o gün Serkan'la sana. Serkan mutfağa gidip geldikten sonra barut gibiydi. Bana seninle ilgili gibi geldi."
"Lütfen o konuyu açma Leyla abla. Aptal aptal kendince flörtleşme çabası karşılığını bulamayınca sinirlendi işte. Sanırım beğenilmeye o kadar alışmış ki kendisinden etkilenmemem egosunu biraz sarsmış olmalı."
"Anladım canım boşver sen onu. Saçlarımı maşalayacağım nasıl olur sence?" diyerek konuyu değiştirmiştim. Umarım Serkan da abisi gibi Miray'ı takıntı yapmazdı. Huyları birbirine pek benzemese de belli olmazdı ama ben buna izin vermezdim.
Saçlarımı maşalayıp makyajımda en son koyu kırmızı rujumu da sürdüğümde artık hazırdım. Selim birazdan gelirdi heralde. Davete bir saat kalmıştı. Sabahtan beri ilginç bir şekilde aramamıştı da.
Kıyafetim buruşmasın diye ayakta beklerken sonunda Selim de gelmişti. Beni baştan aşağı süzdükten sonra "O ruju silip üzerine şal al." Sesi yorgun geliyordu.
"Şal tamam ama ruju silemem Selim."
"Off tamam Leyla hadi gidelim."
Daha da ısrar edip sildirir diye düşünüyordum. Beni şaşırtıyordu. Bugün bir haller vardı ama anlayamamıştım.
Üzerime şifon bir şal aldıktan sonra daha asil bir göründüğümü düşünüp arabaya bindim. Yol boyunca Selim ağzını açıp tek kelime konuşmuyordu. Bu benim için ilkti.
Nihayetinde davet yapılan alana geldiğimizde beğeniyle etrafıma baktım. Boğaza nazır şık bir yerdi. Açık alan olduğu için kendimi çok daha iyi hissettim. Evlendiğimizden beri sürekli aynı yerde kalmaktan fenalık gelmişti.
Kadınlar gayet şık giyinmişken bir kaçının gözleri üzerimizdeydi. Selim'i hayranlıkla süzerken bana kıskanç bakışlarını yolluyorlardı. Kadınların kadınlara düşmanlığını anlayamıyordum.
Düğünümüzden hatırladığım 40 lı yaşlardaki bir çift yanımıza doğru geliyordu. Sanırım Selim'in ortaklarındandı.
"Hoşgeldiniz. Selim sonunda sizi bir davette birlikte görebildiğimize sevindim."
Sanırım başka davetlerde olmuştu ve tabiki Selim bana söyleme gereği bile duymamıştı. Arada geç gelmeleri bu yüzdendi demek. Bana diyordu ama kendisi bekarmış gibi yaşıyordu.
Gülümseyerek "Denk gelemedi bir türlü" dediğimde isminin Belma olduğunu öğrendiğim hanımefendi "Gel seni diğer ortaklarımızın eşleri ile de tanıştırayım" dediğinde sorarcasına Selim'e baktığımda başını sallayarak onayladı. Birlikte ilerideki masaya ilerlerken arkası dönük olan iki kadın bizimle ilgili konuşuyordu.
"Ne şanslı kadın şu Selim beyin karısı. Pek de çiroz bir şey. Selim beyi sürekli tek gördüğümden araları bozuk diye düşünmüştüm. Bekar olsa bir şansımızı denerdik değil mi tatlım."
"Boşuna ümitlenme bence, duyduğuma göre Selim bey yıllardır karısına aşıkmış boşanacaklarını düşünmüyorum."
"Evli olması bile umrumda değil aslında. Belki küçük bir kaçamak yapmak ister ha ne dersin?" dediğinde kusmamak için kendimi zor tuttum. Bu ne midesizlikti böyle. Ulu orta evli bir adam ile ilgili hayallerini konuşuyorlardı.
Belki sevmeyip istemeyebilirdim. Ama bu aldatılan kadın konumuna düşmeyi kabul edeceğim anlamına gelmezdi.
Belma hanım konuşulanları duymuş olacak ki biraz hızlanıp diğer ortakların eşlerinin olduğu masaya getirmişti. Hepsi bakımlı ve şık kadınlardı. Onlarla konuşurken gözlerim biraz uzakta ileride bir kadınla tartışan Selim'e takıldı. İzin isteyip oraya doğru yürüdüğümde neler olduğunu düşünmeye çalışıyordum.
Ben yaklaştıkça sesleri kulağıma gelmeye başladı. "Git burdan, karım seni görmeddn defolup git, yoksa seni öldürürüm."
"Beni hâlâ tehdit mi ediyorsun? Ben zaten buraya karına aramızdan çekilmesini söylemek için geldim." dediğinde kaşlarımı çatıp "Ne oluyor burada? Selim bu kadın kim?" dediğimde Selim gözlerinde gördüğüm tedirginlikle bana bakıyordu.
"Tanışmadık ama sen şu meşhur Leyla olmalısın. Ben de Merve, Selim'in çocuğunun annesiyim."

****

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...