Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 11

Çocuk, çocuğunun annesi 'nasıl' diyemeden Selim beni dışarı sürüklemeye başlamıştı bile.
"Sen, nasıl? Lanet olsun bırak beni. Daha ne yüzle beni çekiştiriyorsun?!"
"Evimize gidince konuşucağız Leyla!"
"Bağırma bana. Senin evine falan gelmiyorum ben. Boşanacağım senden!" derken çoktan arabaya binmiştik bile.
"Ne boşanması lan! Zaten bugün yeterince çileden çıktım beni insanlıktan da çıkarma!"
Zaten arabayı deli gibi kullanıyordu, bir de tartışmayı devam ettirip olası bir kazada insanların hayatını riske atmak istemedim. O davete gitmemi söyleyen içimdeki ses susmuştu. Giderken aklımdan geçse de böyle bir ihtimalin olacağını düşünmemiştim. En fazla Selim'e kafayı takık bir kadın bulmayı falan planlamıştım. Aldatılışımı artık özgürlüğümün anahtarı olarak göremiyordum. Bu çok aşağılaycıydı.
Bir şekilde aileme haber gönderip kurtulacaktım bu iğrenç adamdan ve hapishanesinden.
Eve geldiğimizde hızla arabadan inip koşar adımlarla bahçeden eve girdim. Odaya doğru giderken arkamda olduğunu sert adım seslerinden anlayabiliyordum.
Bir tane valiz bulup içine eşyalarımı doldururken Selim hırsla elimden valizi almıştı bile.
"Ne yaptığını zannediyosun, gidemezsin dedim! Bu kadar kolay mı senin için anlamadan dinlemeden ailemizi dağıtmak!"
"Evet bu kadar kolay seni lanet olası! Senin benden başka ailen varmış zaten! Git onları getir bu tımarhaneye! Seve seve geleceklerinden eminim!"
"Bak saçmalama, senden önce olmuş bir şey. Ben seni aldatmadım."
"Benden önce nasıl olabilir?! Ben kendimi bildim bileli seninle nişanlıyım zaten. Bu yüzden çocuğumuz olsun istemedin. Zaten hali hazırda yapmışsın! Çocuk kaç yaşında?!"
"Bak, yani öyle değil işte. Ben yurtdışındayken, off altı aylıkmış."
"Ne demek altı aylıkmış! Kendi çocuğunun ne kadarlık olduğunu da mı bilmiyorsun?!"
"Ben de bu sabah öğrendim zaten, en az senin kadar şaşkınım. Neler olduğunu öğreneceğim tamam mı? Daha bebeğin babasının ben olduğum belli bile değil. Anlamadan dinlemeden boşanmaya, gitmeye kalkıyorsun."
"Ne farkeder, sen o aptal yüzüğü parmağıma geçirip sonra da aldatmışsın zaten. Bak bebek kesin benim değil diyebiliyor musun? Daha bir de hergün arayıp beni sevdiğini özlediğini söylüyordun. Zerre inancım yok sana. Söylesene beni buraya kapatırken daha kaç kişiyle gününü gün ettin?!"
"Bana sadakatten bahsedecek kişi sen değilsin Leyla! Buraya geldiğimde seni adamın biriyle romantik bir yemek yerken bulduğumu ne çabuk unutuyorsun? Sana giderken dedim bu kalp sana ait, kalben asla aldatmam dedim. Yıllarca senin yokluğunla baş etmeye çalıştım. Değil evlendiğimiz, buraya geldiğim günden beri hiçbir kadına yan gözle bile bakmadım ben!"
"Böyle mi yokluğumla baş etmeye çalıştın yani?! Başka kadınlarla. İnan umrumda değil. Baş etmişsin zaten, hatta çocuk bile yapmışsın. Ben Mehmet ile arkadaşça konuşmanın ilerisine asla gitmedim sen olmasan da gitmeyecektim zaten!"
"O adamın adını ağzına almayacaksın!"
"Hah, sen elin kadınlarını yatağına almışsın ama! Bitti bu iş. Telefonu ver babamı arayacağım!"
"Lan çıldırtma beni bir kadının lafına mı inanıcağız! Bir yere gitmek, kimseyi aramak, boşanmak falan yok!"
Daha fazla sesini duymaya tahammü edemeyeceğim için kendimi banyoya attım. İğrenç bir insandı. Artık tam manasıyla midemi bulandırıyordu. Başka kadınlara dokunduğu gibi bana dokunmakta bir beis görmüyordu.
Burdan bir şekilde kurtulmam lazımdı. Her yerde upuzun duvarlar üzerinde de dikenli elektrikli tel vardı. Kapı dışarıdan görevli tarafından açılıyordu ve sürekli kilitliydi. Bugün o arabaya binmeden gitmem gerekirdi. O anın şokundan akıl edememiştim. Bu eve girdikten sonra hiçbir şekilde çıkış yoktu. Çıkış yoksa ben de Selim'i kendimden uzak tutmalıydım. Bu sebeble hemen duşumu alıp odaya geçtim. Etrafa baktığımda Selim ortalarda görünmüyordu.
Geceliğimi giyip misafir odalarından birine geçip odayı kilitledim. Madem gidemiyordum, gidene kadar Selim bu kapıdan içeriye giremeyecekti.
Yatağa uzandığımda artık bugünü düşünmeyecektim. Bundan sonra nasıl bir yol izlemeliyim ona karar verecektim. Selim'i sevseydim bile ortada çocuk olduğu için yine ayrılırdım. Hem şimdi babam da ayrılmama hak verirdi. Ben de özgürlüğüme kavuşmuş olurdum. Ama önceliğim abime yada babama ulaşıp bu evden kurtulmaktı. Ben bu düşüncelere dalmışken Selim'in dışardan gelen gür sesiyle irkildim. Tek tek odaları ararken bir yandan da adımı sesleniyordu.
Kaldığım odanın kapısının önüne geldiğinde kilitli olan kapıyı zorlamaya başladı.
"Aç şu kapıyı Leyla! kendi rızanla aç yoksa kıracağım!"
"Açmayacağım! Yeter uzak dur benden! Hem suçlusun hem güçlü!"
"Bak tamam bugün daha fazla üstüne gelmeyeceğim" derken sesi daha sakin geliyordu. "Ama ben sensiz uyuyamam ki Leyla, aç lütfen."
"Açmayacağım!" dediğimde bir daha ses gelmedi. Ben de uyumaya çalıştım. Ama olmuyordu. Hem yerimi yadırgıyordum hem de ne kadar kendime itiraf etmek istemesem de Selim ile uyumaya alışmıştım sanırım, uyuyamıyordum.
Saat ilerleyince mutfağa inip ılık bir süt içmeye karar verdim. Kapının kilidini yavaşça açıp dışarı çıktığımda Selim koridorda bir eli başının altında boylu boyunca uyuyordu. Bu haliyle küçük çocukları andırıyordu. Aklım müstehak yatsın öyle dese de vicdanım soğuk yerde yatmasına izin vermiyordu. Yanına eğilip yüzüne dokunduğumda irkilip yüzüme mahmur bir şekilde bakmaya başladı.
"Burada uyumuşsun."
"Ben sensiz uyuyamıyorum, odamıza sen olmadan girmek istemiyorum."
"Böyle yerde soğukta uyuma en azından."
"Bugün beni tek bırakma, sana ihtiyacım var Leyla'm."
"Sadece bugünlük."
"Tamam sadece bugünlük." dediğinde birlikte odaya geçtik. Yatağa geçtiğimizde alıştığım gibi beni kendine çekip, yüzünü boynuma gömerek sıkıca sarıldı. Çok geçmeden derin uykuya dalmıştı bile. Ben de bugünün ve uykusuzluğun verdiği yorgunlukla kendimi uykunun kollarına bıraktım.
***
Sabah Selim'in Anlatımından
Sabah güzelim kollarımın arasındayken uyandığımda bunun son olmaması için elimden geleni yapacaktım. İnsan neyi severse onunla imtihan olurmuş, ben de sürekli Leyla'm ile imtihan oluyordum. Ben onu kaybetmekten deli gibi korkarken, böyle saçma sapan bir hata yüzünden kaybedemezdim. Leyla'nın babası öğrenirse koparırdı Leyla'mı benden.
Bir an önce bu işin aslını ortaya çıkarmalı ona göre hareket etmeliydim. Belki çocuk benim bile değildi. Leyla'mı uyandırmadan alnından öpüp Merve denen kadının yanına doğru gitmek için yola çıktım.
Bugün önemli bir ihale vardı ama bu kafayla katılamazdım. Asistanımı arayıp benim katılamayacağımı onunla birlikte Genel Müdür Erdal beyin ihale toplantısına katılması gerektiğini ilettim.
Merve'nin evine geldiğimde kucağında küçük bir kız bebek ile kapıyı açtı. Bebeğe baktığımda hiçbir şey hissetmedim. Hiç bana da benzemiyordu sanki yada ben öyle istediğim için bana öyle geliyordu.
Sevdiğim kadından bile çocuk istememişken şuan böyle bir durumun içinde olmaktan son derece rahatsızdım. En azından hamileyken haberim olmalıydı. Bu bebeğin dünyaya gelip gelmeyeceğine birlikte karar vermeliydik.
Şimdi karşıma geçmiş al senin çocuğun babalık yapacaksın demesi, üstelik sevdiğim kadınla arama girmesi yüzünden ikisinden de nefret ediyordum. Benim çocuğum yada değil kimse Leyla'mdan önemli değildi. Bu yüzden Leyla'mı kaybedersem ömür boyu o çocuktan daha da nefret ederdim.
"Hoşgeldin" dediğinde cevap vermedim.
"Bu o mu?"
"Evet o. Senin kızın. Ve onun bir adı var."
"Sence ordan bakınca umrumdaymış gibi mi görünüyor?!"
"Ne o Selim çok sinirlisin. Yoksa sevgili karınla aranızı mı bozdum?" dediğinde boğazına yapışmamak için kendimi zor tuttum.
"Bana bak! Karım ile ilgili tek bir laf duymayacağım ağzından tamam mı? Yoksa kadın falan dinlemem elimde kalırsın."
"İnan hiç şaşırmam Selim, tam da o tıynette bir adamsın. Allahtan oğlumuz olmadı. Sana benzeyen bir oğul istemezdim."
"Hani ölüp bitiyordun bana sen? Ne değişti çok merak ediyorum. Ben hep böyleydim ve sen peşimden ayrılmamakta çok ısrarcıydın. Hem ben bu çocuğun benim olduğuna inanmıyorum. Hani sana verdiğim örnekle DNA testi yaptırdın mı?"
"Bu kız senin Selim. Sen sadece inanmak istemiyorsun. Birlikte gidelim doktora. Sonuçlar bugün çıkacaktı."
"Gidelim bakalım" dediğimde onlar hazırlanana kadar arabada beklemek için aşağı indim. Merve'nin kendinden emin konuşması kafamı karıştırmıştı.
Merve bebekle birlikte arka koltuğa bindiğinde hastaneye doğru yola çıktık. Dikiz aynasından arkaya baktığımda Merve'nin yüzünde 'sonuçları görünce doğru söylediğimi anlarsın' gibisinden bir ifade vardı. Onu öyle görünce istemsizce yutkundum.
Hastaneye geldiğimizde Merve danışmadan doktorun adını öğrendiğinde oraya yöneldik.
Doktorun kapısının önüne geldiğimizde soğuk soğuk terlediğimi hissediyordum. Sanki vücuduma aynı anda binlerce iğne batıyor gibiydi.
Doktorun masasının önüne oturduğumuzda bize gülümsemeye çalışarak evrakı eline aldı.
"Bebeğin DNA'sı %99,9 Selim Karahan ile uyumlu." dediğinde benim çıkardığım tek bir sonuç vardı.
Leyla'mı kaybedecektim...

•••

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...