Selim'in Anlatımından
Lanet olsun! Bu kadının kucağındaki benim kızım mı yani! Allah kahretsin! Daha fazla dayanamayacağımı anlayıp çıkmak için ayağa kalktım.
"Benim gitmem lazım. Siz de taksiyle dönersiniz" deyip cevap beklemeden hastaneden çıktım. Temiz hava bile beni boğuyordu. Nasıl bu kadar aptal olabilirdim. Kendi yaptığım hata yüzünden kaybedecektim. Şimdi ben ne yapacaktım?
Arabaya bindiğimde büfeden birkaç şişe içki aldıktan sonra arabayı Leyla ile ilk evlendiğimizde kaldığımız eve doğru sürdüm. Eve gitmeye yüzüm yoktu. Aynı şeyi Leyla yapmış olsa ne yapardım hiç bilmiyordum. Evi arayıp Leyla ile ilgili haberleri aldıktan sonra kesinlikle evden çıkmaması için çalışanları uyardım.
Hiçbir yere sığamıyordum. Eski eve geldiğimde biraz olsun huzur buldum. Bu evde kısa bir süre yaşamış olsak da çoğu yerde Leyla'mın izleri vardı.
Telefonum çaldığında açacak mecalim yoktu. İçip her şeyi unutmak istiyordum. Bir süre sonra asistanımdan gelen mesajı okuduğumda bile önemseyemedim. İhaleyi alamayıp anlaşma sağlayamamışlardı. Normalde sinirlenmem gerekirken ben hiçbir şey yapamıyordum.
O işte bile sırf Leyla'mı rahat ettirmek için bu kadar çok çalışıyordum. Madem Leyla'mı kaybetmek üzereydim isterse şirket batsındı. Artık bir önemi yoktu. Bu düşüncelerle kaç tane sigara, kaç bardak içki içtiğimin farkına bile varamadan koltukta sızıp kalmıştım.
Sabah yine telefonumun sesi ile uyandım. Babam arıyordu. Sesini kısarak koltuğa tekrar uzandım. Başım ağrıdan çatlayacak gibiydi. Kolumu kımıldatacak dermanım yoktu. Toparlanıp bir şeyler yapmalıydım ama kendimi tükenmiş hissediyordum. Anksiyetem nüksetmişti.
Telefonum tekrar çaldığında bu sefer evden arıyorlardı. Ona cevap verdiğimde Nermin hanım Leyla'nın dünden beri yemek yemediğini, bugün de ateşinin çok yüksek olduğunu haber vermişti.
Hemen arabanın anahtarını alıp eve doğru yola çıktım. Yolda doktor olan kuzenimi arayıp durumu anlattım. Dediği şeyleri yaptığım zaman hâlâ ateşi düşmezse o zaman eve gelip Leyla ile o ilgilenecekti.
Eve geldiğimde Nermin hanım Leyla'nın başında bekliyor Leyla da sırt üstü yatmış ağlıyordu. Ama ağladığının farkında değildi sanki. Bir tür transa girmiş gibiydi. Yüzü ağlamaktan olsa gerek şişmişti. Nermin hanım " Sabahtan beri böyle, dün gitmek için evin altını üstüne getirdi, telefonlarımızı istedi, biz vermeyince daha kötü oldu, yemek yemedi. Şimdi de böyle ne yapacağımızı bilemediğimiz için sizi aradık."
"İyi yapmışsınız, gerisini ben hallederim, siz bize çorba yapın bize lütfen."
Nermin hanım çıktığında Leyla'ya seslendim ama beni duymuyor gibiydi. Banyoya gidip suyu ılık olacak şekilde ayarlayıp küveti doldurdum. Leyla'ın üstünü çıkarıp küvete oturtup arkasına da ben oturdum. Bedeni çok sıcaktı kendinde değildi, bana dönüp sıkıca sarıldığında titriyordu. Onu teskin edecek şeyler söyleyerek sakinleştirmeye çalıştım. Görmeyeli sadece bir gün olmasına rağmen deli gibi özlemiştim. Ben gücümü de güçsüzlüğümü de ondan alıyordum. O olmadan devam edemezdim.
Ağlarken görmek canımı yakmıştı. Annesinin ölümünden sonra onu hiç ağlarken görmemiştim. Ona yaptığım onca şeyde bile asla ağlamamıştı. Bir süre daha suda kaldıktan sonra Leyla'yı kucakladığım gibi banyodan çıkardım. Kurulayıp giydirdiğimde hâlâ tam olarak kendine gelememişti.
Yatakta dik bir şekilde oturtup çorbasını içirirken küçük küçük kopardığım ekmekten de yemesini sağladım. Başta itiraz eden mırıltılar çıkarsa da sonra pes edip yemişti. Gelirken eczaneden aldığım ateş düşürücücü de içirdiğimde dinlenmesi için yatırdım birazdan ateşi düşerdi sanırım.
Gitmek için bu kadar meraklı olmasına artık şaşırmıyordum. Beni zerre kadar sevmiyordu. Hoş ben de öz eleştiri yapacak olursam pek beni seveceği şeyler yapmamıştım. Ama ben buydum. Sevdiğim zaman gözüm başka bir şey görmüyordu. Bunu Leyla ile tatmıştım. Zengindim, yakışıklıydım ve en önemlisi onu çok seviyordum. Bunlar beni sevmesi için yeterli şeylerdi bana göre ama Leyla da ters etki yapmıştı.
Bütün bu saçmalıklar için bir çözüm bulmalıydım göz göre göre Leyla'mdan vazgeçemezdim. Merve denen kadının çocuğuna babalık falan yapamazdım. Birden aklıma gelen şey ile doğruldum. Bebek için korunduğum halde Merve hamile kalabildiyse belki Leyla da hamile olabilirdi. Eğer hamileyse bu bebek bu sefer benim kurtuluşum olurdu.
Kuzenimi arayıp buraya gelmesini söyledim hem Leyla'yı kontrol etmiş olurdu hem de hamile mi değil mi öğrenirdim. İçime küçük de olsa umut doğmuştu.
Ben bu düşünceler içindeyken Leyla gözlerini zorlukla araladı. O kadar halsizken bile gözlerindeki sinir kırıntılarını görebiliyordum. Kırık bir sesle "Senin çocuğunmuş değil mi? O yüzden dün gelmedin. Zaten hiç şüphe duymamıştım. Tam senden beklenecek bir şey. Bunun için sana teşekkür etmeliyim, sayende hayatımı geri alabileceğim."
Ateşler içinde hastayken bile zehirli oklarını bana göndermekte bir sakınca görmüyordu. Ama yanıldığı bir nokta vardı, gerekirse bütün dünya bir araya gelse bana o çocuğu kabul ettirip Leyla'mdan ayıramazdı.
"Güzelim sen yüksek ateşten ne dediğini bilmiyorsun bence, birazdan Begüm gelip seni kontrol edecek, iyi olacaksın."
"İstemiyorum, iyiyim ben. Söyle Begüm'e gelmesin bu dağ başına."
"Sen düşünme bunları, dinlen lütfen." dediğimde başıyla onaylayıp gözlerini kapattı. Hala çok bitkindi.
Begüm geldiğinde Leyla'yı kontrol etmesi için odaya çıkardım. "Hmm ateşi düşmeye başlamış, bol bol sıvı tüketmeli , bir sorun olursa yazdığım ilaçtan verirsin." deyip Leyla'dan kan aldıktan sonra konuşmak için aşağı indik.
"Eee anlat bakalım kuzen neden bu kadar acele ediyorsun? Leyla iyileşince hamile mi değil mi öğrenirdiniz." dediğinde Begüm'e gerçekleri anlatma kararı aldım. Birine derdimi anlatıp akıl almaya ihtiyaç duyumsuyordum.
Her şeyi olduğu gibi anlattığımda Begüm bir güzel azarladıktan sonra "İyi de benim kafama yatmayan bazı şeyler var kuzen, sen de dikkat etmişsindir. Bu kadın dediğine göre bir süredir burda neden bebeği söylemek için beklemiş? Ayrıca hangi doktora DNA testi yaptırdınız? Sen emin misin?" dediğinde benim de içime şüphe düşmüştü. "Sen çocuktan örnek al bende bizim klinikte bir daha test yapalım."
"Haklısın bugün almaya çalışır kliniğe bırakırım."
***
Begüm gittikten sonra ben de Nermin hanımı Leyla'nın yanına gönderip Merve'nin yanına gitmek için yola çıktım. Olmazı oldurmaya çalışıyordum, belki boşa kürek çekiyordum ama negatif bir sonuç tüm bunların hepsine değerdi.
Merve'nin evine geldiğimde beni beklemediği belliydi. Hiçbir zaman Merve'nin anne olabileceğini düşünmemiştim. O vasfı taşımıyordu bana göre. İçerisi çok dağınıktı. Merve de bebeğin altını değiştiriyordu.Bana bakıp "Sen yapmak ister misin?" dediğinde yüzümü buruşturup "Yok sağol ben almayayım."
Merve bezi poşete koyup kapıya bıraktığında aklıma Begüm'ün örnek olarak bebeğin bezinin de kullanılabileceğini söylemesi geldi. Yerimden hızla kalktığımda Merve elinde kahve salona doğru geliyordu.
"Nereye gidiyorsun daha yeni gelmiştin?"
"Acil bir işim çıktı, sonra görüşürüz." diyerek konuşmasını beklemeden evden çıktım. Kapının önüne baktığımda çöp orada duruyordu.Etrafa baktıktan sonra içinde sadece bebek bezi olan poşeti alıp kliniğe bıraktım. Bugün şans biraz da olsa benden yanaydı. Yarın test sonuçlarını alabilecektim.
Eve gittiğimde Nermin hanımın Leyla'ya meyve yedirmeye çalıştığını ama Leyla'nın yemediğini görünce Nermin hanımı gönderip meyveleri ben yedirdim. Leyla ne kadar itiraz etse de bir şekilde dediklerimi yapıyordu. Onun üzerinde öyle bir etkiye zamanla sahip olmuştum. Elini yüzünü yıkadıktan sonra ilaçlarını içirip uyuması için yatağa yatırdım. Sabaha daha iyi olacak gibiydi. Ben de üzerimi değiştirdikten sonra yatağa geçtim. Leyla'yı kendime doğru çektiğimde mırıldanarak bir şeyler söylemişti anlamamıştım.
Sabah uyandığımda saat 11'e doğru geliyordu. Sonuçları kendi gözlerimle görmek için hazırlanıp Begüm'ün kliniğine doğru yola çıktım. Bir yandan da negatif çıkması için dua ediyordum. Ne kadar kabul olurdu orası da muammaydı.
Kliniğe vardığımda Begüm hastasıyla ilgilendiği için biraz beklemek zorunda kalmıştım. Geçen her saniye beni geriyordu.
Sonunda Begüm'ün hastası gittiğinde bana gülümseyerek iki tane zarfı eline alarak yerine oturdu. Birinci zarfı açtığında yüzünden hiçbir şey anlaşılmıyordu.
"Üzgünüm Selim Leyla hamile değil." dediğinde kendimi gemisi batmak üzere olan kaptan gibi hissediyordum. Bir bebek benim umudumdu. Ama artık o umut da yoktu.
Begüm ikinci zarfı da açtığında çıkacak sonuçtan pek bir beklentim kalmamıştı.
"Selim DNA sonuçları negatif, bebeğin babası sen değilsin. İnanamıyorum!"
Dediğinde üzerimden büyük bir yük kalkmıştı. Ama bu daha büyük soruları da beraberinde getiriyordu. Merve neden böyle bir yalana başvurmuştu? O gerizekalının böyle bir şeye tek başına cesaret edeceğini düşünmüyordum. Bunun arkasında kim var önce onu bulmalıydım...
Yorumlar
Yorum Gönder