Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 13

Selim'in Anlatımından
Begüm'ün kliniğinden çıktıktan sonra soluğu Merve denen kadının evinde aldım. Bu yaptığının bedelini en ağır şekilde ödetecektim. Sakinleşmeye niyetim yoktu. Günlerdir Leyla'mı kaybedeceğim diye akla karayı seçmiştim. Büyük bir ihaleyi kaybetmem de cabasıydı. Bir hiç uğruna bunları yaşadığıma inanamıyordum.
Kapısını çaldığımda kucağında bebekle bana kapıyı açtı.
"Aa kızımın babası gelmiş. Özledin mi babayı kızım?" dediğinde elimden bir kaza çıkmaması için kendimi zor tuttum. Bebeği kenarları fileli, içi oyuncak olan beşik benzeri alana bıraktıktan sonra bana dönüp "hoşgeldin" dediğinde artık beni tutan hiçbir şey kalmamıştı. Boğazına sarılıp sırtını duvara çarptım. "Hoşbuldum kızımın annesi!"
"Selim ne yapıyorsun? Bırak beni." dedi kesik kesik. Ama benim bırakmaya hiç de niyetim yoktu.
"Elin veledini bana mı kakalayacaktın lan! Ortaya çıkmayacak mı sandın!" dediğimde boğazından tuttuğum gibi yere fırlattım.
"Sen ne diyorsun?" dedi elleri boynundaydı. Nefes almaya çalışırken hala benimle oynamaya devam etmeye çalışıyordu.
"Sana bir kere soracağım, sen de adam akıllı cevap vereceksin, bu aklı sana kim verdi? Bu işin arkasında kim var!?"
"Ben varım. Sana olan aşkımı hiç inkar etmedim Selim. Benimle birlikteyken bile o kadının gölgesi aramızdaydı. Bana geceleri Leyla deyip kaç kere sarıldın. Ben gururumu hiçe sayıp senin sarılmanla mutlu olmaya çalışırken, sen bir kez bile beni görmedin. Evet kızgınlıkla çok hata yaptım. Ama bu bebeğin babası sen ol istedim. Senin evlendiğini duyunca dayanamadım, pişman değilim Selim, seni seviyorum ben." dediğinde alkış sesimi duyup bana baktı.
"Ha ha ha iyi oyundu. Rolünü hakkıyla yerine getirmeye çalışmanı takdir etsem de yemezler güzelim. Şimdi oyunun bittiyse gerçekleri dökül bakalım."
"Yemin ederim gerçek bu Selim."
"Bana bak" derken Nermin hanımın çağrısıyla sözüm yarım kaldı.
"Selim bey Leyla hanım yine gitmeye çalışıyor, zapt edemiyoruz efendim. Evde ne var ne yok kırmaya başladı."
"Tamam ben geliyorum, kendine bir zarar vermesini engelleyin." deyip kapattım.
"Bu iş burda bitmedi Merve! Bu yaptıkların yanına kalmayacak! Yerinde olsam kaçacak delik arardım!" deyip oradan çıkarak hızla arabama bindim.
Eve gittiğimde ev savaş alanı gibiydi. Leyla kendince gördüğü küçücük pencereden dışarı uçabileceğini sanıyordu. Onun umutlarını seve seve yok edecektim. Benden bir gidişi olamayacağını kabul etmek zorunda kalacaktı. Tam bana alışmışken Merve her şeyi berbat etmeyi başarmıştı.
"Leyla kendine gel! Bana bak! O kadın iftira atmış. Bebek benim falan değil!" deyip sarstığımda gözlerindeki yıkılmışlığı an be an görebiliyordum. Onu kendime çekip sıkıca sarıldığımda tepki vermiyordu. "Çok şükür güzelim, bu belayı da atlattık. Seni çok özledim." dediğimde beni kendisinden ittirdi.
"Hah kocamın gayri meşru bir çocuğu yokmuş, bunu kutlamalıyız!" deyip kahkaha atmaya başladı.
"Leyla iyi misin sen?" deyip kolundan tuttuğumda çıldırmış gibi bağırmaya başladı.
"Dokunma bana! Başka kadınlara dokunduğun ellerinle sakın dokunma! İğreniyorum senden! İğrenç bir adamsın! Bir kere bile fikrimi sormadın! Evlendiğimiz o lanet olasıca gün bile! İstiyor muyum diye bir kere bile sormadın! O zamanlarda bile şimdiki kadar iğrenmiyordum senden! Ama yeter, bundan sonra bana dokunamayacaksın!"
"Neyi soracaktım Leyla! Evlendik, heralde seninle evcilik oynayacak halimiz yoktu! Ne demek dokunamam! Karımsın sen benim, kendine gel!"
"Üzerinde başka kadınların izlerini taşırken bana dokunmakta bir beis görmeyen bir adam benim kocam falan olamaz!"
"Lan çıldırtma beni Leyla! Yok başka kadın tamam mı yok. Geçmişte kaldı onlar. Senden başka kimsenin değil izi, tozu bile yok bende! Gitmek için umutların yıkıldı diye saldıracak yer arıyorsun."
"Seni istemeyen, sevmeyen birine nasıl dokunabiliyorsun? Belki sen her bana dokunduğunda başka bir adamı hayal ediyorum?"
"NE DEDİN SEN!" Söylediklerini duyduğumda çıldırmış gibiydim, dudaklarını parçalarcasına öpmeye başladım. "Bana bak, gözlerimin içine bak! Ömrün boyunca göreceğin tek yüz benimki, senin ilkin de sonun da benim! Seni seni değil hayal kurmak, düşünemeyek hale getiririm Leyla! Beni çıldırtma!"
"Bırak!"
"Kapatmayacaksın gözlerini, bugün sana yapacaklarımdan sonra kime ait olduğunu bir daha asla unutamayacaksın! Benim yanımda başka adamların lafını etmemen gerektiğini öğreneceksin!"
Üzerine doğru yürüyüp sırt üstü yatağa düşmesini sağladım. Üzerine çıktığımda çırpınmalarını önemsemedim.
"Bırak!"
"Bırakmıyorum lan! Dokunuyorum işte ne yapacaksın! Benimsin sen, sadece benim! Hadi et hayal kimi edeceksen, edebiliyor musun bakalım. Bugünü hiç unutmayacaksın Leyla. Çünkü bugün sana asla nazik olmayacağım!"
Sabah Leyla'nın Anlatımından
Uyandığımda odada yalnızdım. Dün olanlar aklıma geldiğinde göz yaşları gözlerime hücum etmeye başlamıştı. İğrenç herif.
Banyoya girdiğimde suyu en sıcağa ayarladım. Saatlerce suyun altında kalsam yine de izlerini silemezmişim gibi hissediyordum. Sadece tenimde değil ruhumda da bir ömür geçmeyecek izler bırakmıştı ve bırakmaya da devam edecekti.
Aynaya baktığımda resmen dağılmıştım. Evlenmeden önceki benle şimdiki ben arasında dağlar kadar fark vardı. Kişiliğim, benliğim de yanında yavaş yavaş yok oluyordu. Eskiden olsa tepkilerim böyle mi olurdu bilemiyordum. Yalnızlaştırdığı için kendimi kimsesiz hissediyor, normalde büyük tepkiler vereceğim olaylara tepkisiz kalıyordum. En azından annem hayatta olsa yada ailemden biri burda olsa her şeyin daha farklı olacağını düşünüyordum. O zaman Selim gemi bu kadar azıya alamazdı. Tepkileri daha kontrollü olabilirdi.
Aşağı indiğimde Selim televizyon izliyordu. Görmezden gelip mutfağa yönelirken "Buraya gel!" diye bağırdı. Yanına gittiğimde ne var dercesine yüzüne baktım. Telefonunu bana uzatıp "Al ara babanı, sonra da abini. Hastaydın ama iyileştin tamam mı?" dediğinde onaylar biçimde kafamı sallayıp babamı aradım. Sesini duyduğumda boğazım düğümlenmişti. Bir imada bulunsam babamla bile konuşturmaz, beni kimsenin bulamayacağı bir yere götürürdü o yüzden boğazımı temizleyip babamı iyi olduğuma ikna etmeye çalıştım. Önce pek inanmasa da sonra inanmıştı. "Bir daha beni merakta bırakma, her gün arayacaksın kızım, ben burda akşamı sabah ettim senden haber alamayınca" dediğinde tamam deyip abimi aradım.
Selim bu sırada gözlerini dikmiş bana ölümcül bir şekilde bakıyordu. Siniri hala tazeydi. Abimle de konuşurken Elif'in görev yerinin kendisi ile aynı şehre çıktığını öğrendim. Elif adına sevinmiştim ama birbirimize uzun zamandır çok uzaktık. Böyle bir haberi bile abimden öğreniyordum. Elif emin adımlarla abimin gönlünü fethetmeye hazırlanıyordu anlaşılan. Ama ben abimin Elif gibi işkolik biri ile olmasını istemezdim. Abim çocuk ruhluydu sürekli ilgi bekler, Elif de bunu karşılayamazdı. Ayrıca Elif'in anneme benzemeye çalışması, yıllarca abimden hoşlandığını benden saklaması beni ürkütüyordu. Abimin onda bir tür takıntı haline gelmiş olmasından çekiniyordum.
Abimle de konuştuktan sonra telefonu kapatıp Selim'e verdim.
"Mutfakta hazır, git yemeğini ye."
Ağzımın içinde 'demesen yemeyecektim' diye söylenip mutfağa gittim. Kahvaltımı yaptıktan sonra Nermin hanımın kızı Miray gelmişti onunla laflamaya başladık. Biraz olsun yalnızlığımı onunla ve annesiyle paylaşabiliyordum. Haftaya Selim'in ablasının düğünü vardı Miray ile ne giyeceğimizden falan bahsederken bir yandan da televizyonda şimdi tekrarı yayınlanan eski bir dizi vardı onu izliyorduk.
"Leyla abla ben bu başroldeki çocuğa hastayım, sence de çok yakışıklı değil mi?"
"Bencede, lise sonda bu adamın büyük hayranıydım. Bir sürü posterlerini biriktirmiştim hatta. Çok yakışıklı."
Boğaz temizleme sesi ile sesin geldiği yere yöneldik. Selim dik dik bize bakıyordu. Bir şeyler olduğunu anlayan Miray odadan çıktı.
"Hayallerini süsleyen, hani benim yerime koyduğun adam yoksa bu mu karıcığım?"
Sesi sakin ama bir o kadar da ürkütücüydü. Yavaş yavaş televizyonun olduğu yere ilerleyip televizyonu yere fırlattı. Ayağı ile ezerken "Bu şerefsiz mi lan! Sana ne lan elin adamının yakışıklılığından!"
Selim çıldırırcasına saydırmaya devam ediyordu. Her gün daha da kötüye gitmeye başlamıştı. Bu böyle gitmeyecekti. Evlendiğimizden beri bir gün huzurlu bir gün geçirmemiştim. Ne olursa olsun kaçıp gidecektim.
Madem bu evden kaçışım yoktu ben de haftaya ablasının düğününde ne yapıp edip kaçacaktım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...