Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 14

Bugün büyük gündü. Bir haftadır Selim ne yapsa alttan alıyor, dokunmasına ses çıkarmıyordum. Bu halim onu şaşırtsa da memnun olduğu belliydi. Kendince beni yaptıklarıyla terbiye ettiğini düşünüyordu ama benim değil onun köklü bir terbiyeye ihtiyacı vardı ve malesef insanlar belli bir yaştan sonra eğitilemiyordu.
Düğün için kendi kıyafetimi seçmeme bile izin vermemişti. Kadife uzun kollu sıfır dekoltesi olan bir elbise giyecektim. Esaretimin biteceği gün olduğu için önemsemedim. Çantama kaçarken zorluk çekmemek için ince babetlerden koydum. Annemin kiraya verdiği eşyalı bir evi vardı. Kiracılar çıkalı çok oluyordu. Ne ben ne de babam ilgilenemediği için öylece duruyordu. Bir süre orda kalacak, sonra da hesabımdan tüm paramı çekip kendime Selim'in olmadığı yeni bir hayat kuracaktım. Ben hazırlanırken Selim'in sesi ile ona döndüm.
"Bu ne sevinç böyle karıcığım, gören de ablam değil de sen evleniyorsun zannedecek, tabi benimle."
İçimden 'seninle yüz kere daha evlensem, yüzümde en ufak bir sevinç kırıntısı olur muydu acaba?' diye geçirirken, dışımdan sadece gülümsemekle yetindim.
Ben rimelimi sürerken yanıma gelip saçlarımdan öptü. "Her halini seviyorum ama bu uysal halin çok daha sevilesi karıcığım, umarım bu uysallığının altından bir şey çıkmaz. Ayrıca sakın makyajı abartayım deme." dediğinde nefesimi tuttum. Ne kadar görmezden gelmeye çalışsam da Selim zeki bir adamdı. İnşallah bugünü onu daha fazla işkillendirmeden atlatabilirdim.
Bugün en başından beri Selim'in ablası Selvi'nin yanında olmak istesem de pek tabi bu mümkün olmamıştı. Misafir gibi düğün saatinde orda olacaktık.
Gitme saatimiz geldiğinde Selim'e yazdığım notu yastığımın altına koydum. Bir şekilde bulurdu nasıl olsa. Eğer olur da kaçmayı başaramazsam kimse görmeden imha edecektim.
Aşağı indiğinde Selim'i beni beklerken buldum. İçimde garip bir burukluk hissettim. Belki de bu evdeki son dakikalarımdı. Selim ile sorunsuz bir evlilik yapmış olsaydım bu evi yuva olarak bilebilirdim ama benim için sadece ultra lüks bir hapishaneydi burası. Yine de biraz da olsa alışkanlıktan dolayı özleyebilirdim.
Birlikte düğünün yapılacağı yere geldiğimizde Selim elimi sıkıca tutup davetlilerin olduğu alana götürmeye başladı. Girişte annesi ile babası misafirleri karşılıyordu. Biz de ayaküstü biraz konuştuktan sonra bizim için ayrılmış olan masaya oturduk. Normalde misafirlerle ilgilenmemiz gerekirdi ama Selim pek nazik gününde sayılmazdı. Davetlilere dövecek gibi bakıyordu. Ne zaman dışarıya çıksak Selim hep böyleydi, evlendikten sonra daha abartmaya başlamıştı.
Gelinle damat geldiğinde hepimiz onlara yönelmiş bakıyorduk. Selvi çok mutlu görünüyordu. Gelinliği, saçı makyajı çok yakışmıştı. Her ne kadar giyeceği gelinliği bana fotograflarda gösterse de üzerinde ilk kez görüyordum. Sevdiği, sevildiği adamın kollarında dans ediyordu. Bense televizyon izlememi dahi yasaklayan bu adamın yanında saçma bir evliliği sürdürmeye çalışıyordum.
Selim beni dans edenlerin yanına götürmesi ile kendime geldim. "Ablamlara öyle dalmış bakıyordun ki, dans etmek istediğini düşündüm. Karımın gözünde bir şey kalsın istemem."
"Çok düşüncelisin."
"Konu sen olunca öyleyim." dediğinde daha fazla konuşmadan dans etmye devam ettim. Bir yandan da kaçmak için uygun zamanı düşünüyordum. Dans bitince yerimize oturduk. Selim'i yok sayıp annesi ile sohbet etmeye başladım. Bir süre sonra Selim'i zeybek oynamak için çağırdılar. Ne kadar itiraz etse de sonunda kabul etmişti. Bende bu fırsatın bir daha elime geçmeyeceğini bildiğimden kaçmak için en doğru zamanın bu olduğunu düşündüm. Oyun başladığından Selim tam karşıdan bana bakıyordu. Birazdan arkasına döndüğünde gidecektim.
Nihayet Selim arkaya döndüğünde Selim'in annesi Selma Anne'ye lavaboya gideceğimi söyleyip hızla çıkışa ilerlemeye başladım. Bir yandan da topukluları çıkarıp çantamdaki babetleri giydim. Tahmini olarak 3 dakikam vardı. Selim yokluğumu farketmeden bir taksiye atlayıp gitmeliydim. Dışarı çıktığımda telaşla taksi aradım ama saat geç olduğu için bir tane bile görünmüyordu. Valeden çağırmasını istesem yakalanırdım.
İçerden Selim'in 'Leyla!' diye bağıran sesini duyduğumda daha da telaşlandım. Hızla ilerlerken yanından geçtiğim bir arabanın içindeki çocuk camı açıp 'isterseniz taksi bulabileceğiniz bir yere bırakabilirim' dediğinde çok da bir şansımın kalmadığını düşünüp fırsat bu fırsat arabaya binip ön koltuğa iyice sindim. Yan aynadan gördüğüm kadarıyla Selim dışarı çıkmış bakınıyordu. Arabayı süren genç çocuk oradan uzaklaşınca nefesimi bıraktım. Çocuk bana bakıp "birinden mi kaçıyordunuz?" dediğinde ne diyeceğimi bilemez şekilde yüzüne baktım. Tahmini olarak 19-20 yaşlarında olduğunu düşünüyordum. Zaten bu yüzden tereddüt etmeden arabasına binmiştim. "Rahatsız olduğum bir durum oldu, ben de uzaklaşmak istedim evet."
"Anlıyorum."
Trafiğin yoğun ve hareketli olduğu bir yere geldiğimizde inmek istediğimi söyledim.
"İsterseniz gideceğiniz yere kadar bırakabilirim."
"Hayır teşekkür ederim." deyip arabadan indim. İlerde duran taksiye atlayarak eve doğru yol aldım. Hâlâ tam olarak kendimi rahat hissedemiyordum. Sanki her an Selim bir yerlerden çıkacak gibiydi.
Eve gittiğimde büyük bir temizliğe ihtiyacı vardı. Kiracılar evi çok hor kullanmıştı. Ayrıca yiyecek namına hiçbir şey yoktu. Ama şuan için cennetten bir köşeydi burası benim için.
Elimi yüzümü yıkayıp yatağa dolapta bulduğum temiz çarşafları serdim. Üzerimi çıkarıp çamaşırlarımla yatağa girdim. Selim'in yokluğunu hissetsem de önemsememeye çalıştım. Sadece alışkanlıktan kaynaklanan bir durumdu. Geçerdi.
Özgürlüğümün ilk günü heyecanından uyuyamayamıyordum. Kendimi kafesinden çıkmış kuş kadar özgür hissediyordum. Bir süre sonra kendimi uykunun kollarına teslim ettim.
Selim'in Anlatımından
Kuzenlerimin ısrarlarını kıramayarak zeybek oynamak için alana geçtim. Ama içim hiç rahat değildi, Leyla'yı
yalnız bırakmak istemiyordum. Masada annemlerin olması beni biraz olsun rahatlatmıştı. Oyun başladığında gözlerimi Leyla'dan çekmiyordum. Devam ettiğimizde arkamı dönünce Leyla'yı göremedim. Hemen annemlerin olduğu masaya yöneldim. Annem lavaboya gittiğini söylediğinde oraya doğru hızla hareket ettim. İnşallah gerçekten lavabo gitmiştir diye içten içe dua ediyordum. Kadınlar tuvaletine girdiğimde kadınların bana bakışını yok sayarak gözlerimle Leyla'yı aradım. Tabi ki burada yoktu. Kahretsin!
Dışarı doğru çıkarken bir yandan da ismini çağırıyordum. Sağa sola baktığımda dışarda da yoktu. Kaçırmıştım elimden. Arabaya bindiğimde gidebileceği yerleri düşündüm ama aklıma hiçbir yer gelmiyordu. Belki babasının evine gitmiştir diye oraya sürdüm.
Babasının evine geldiğimde dışardan hiç ışık görünmüyordu. Komşulara sorduğumda kimsenin anahtarı istemediğini, istersem anahtarı bana verebileceklerini söylediler. Bir umut anahtarı alıp eve baktığımda kimse yoktu. Telefonumda annemin aramalarını yok sayıp evdeki kanepeye çökercesine oturdum. Kendimi hiç bu kadar yıkılmış hissetmiyordum. Bir kere Leyla'yı kaybetmenin eşiğine kadar gelmiştim ama onda bile Leyla'nın evde olduğunu bilmenin güveni vardı.
Neden kaçmıştı ki. Son zamanlarda üstüne çok gitmiştim ama ben ona zarar veremezdim ki. Bir türlü evliliğimizi kabullenememişti. Mehmet denen herifin yanına mı gitti acaba diye düşündüğümde bu fikri elemek istedim. Öyle bir şey yapmazdı. Çünkü o zaman ailesini de kaybedeceğini bilirdi.
Ayaklarımı sürüye sürüye eve gittim. Yapacak bir şeyim yoktu. Yarın iyice düşünüp nerede olduğunu bulup getirecektim. Ona öyle kızgındım ki bulduğumda ne yapacağımı ben bile kestiremiyordum. Yıllar sonra ilk kez ağlıyordum. Bulunca bunların hepsinin hesabını verecekti. Bulamayacağımın ihtimalini bile aklıma getirmiyordum. Ne pahasına olursa olsun bu eve tekrar getirecektim.
Yatağa yattığımda yastığına sarılıp kokusunu içime çektim. Uyuyamazdım ki ben onsuz. Gözlerimi açtığımda yatakta bir kağıt vardı. Elime aldığımda Leyla'dan bana yazılmış bir not olduğunu gördüm.
Selim,
Biliyorum şuan çok öfkelisin, ama bunu yapmak zorundaydım. Bana başka bir çare bırakmadın. Artık sana tahammül edemiyorum. Senin yönetebileceğin bir kuklan değilim.

Ben sana iyi gelmiyorum Selim bunu anla artık. Ben seni tüketiyorum. Tıpkı senin de beni tükettiğin gibi. Sen de beni sevmiyorsun lütfen bunu kabullen. Lütfen beni arama, lütfen hayatımı yaşamama izin ver. Ben takıntından kurtulup kendine yeni bir sayfa aç. Umarım bir daha asla karşılaşmayız. Hoşçakal.
                            
                                                           Leyla..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...