(Leyla'nın Anlatımından)
Sabah uyandığımda hâlâ olanları idrak etmeye çalışıyordum. Bitmişti değil mi? Ondan sonsuza kadar kurtulmuştum.
Karnımdan gelen seslerle gerçek hayata döndüm. Alışveriş yapıp karnımı doyurmalı, sonra da abime ulaşıp olanları anlatmalıydım. Onu görmemek için şimdilik boşanma davası bile açmayacaktım. Bir süre özgürlüğümün tadını çıkarıp gücümü topladıktan sonra tamamen kurtulup, hayatımdan,tenimden ve ruhumdan izlerini söküp atacaktım.
Yapacaklarım beni o kadar heyecanlandırıyordu ki. Okulumu bitirmek, eskisi gibi arkadaşlarımla vakit geçirmek, alışveriş yapmak, istediğim kıyafetleri giyebilmek.. Ah şimdiden içim içime sığmıyordu. Selim'den kurtulmuştum, ötesi var mıydı?
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra kadife elbiseyi tekrar giymek zorunda kaldım. Dışarısı serindi ama şimdilik üzerime giyecek bundan başka bir şeyim yoktu. Nakit para çekip kendime kıyafet yiyecek alıp, evin temizliği için de birini bulmalıydım.
Buraya yakın küçük bir çarşı vardı oradan şimdilik ihtiyaçlarımı temin edebilir, güzel bir kahvaltı edebilirdim. Dışarı çıktığımda dün beni taksi bulabileceğim yere bırakan çocuğun arabasını gördüm. O da buralarda oturuyor demek ki diye düşünüp çarşı tarafına doğru yürüdüm. Yürürken iki araba tarafından önümün kesilmesiyle durdum. İçinden 6 tane adam inip yanıma geldiler.
"Bizimle geliyorsunuz Leyla hanım"
"kimsiniz siz? Selim'in mi adamlarısınız?" dediğimde birbirlerine sırıtarak baktılar. Bunun pek hayra alamet olmadığını anladığımda çığlık attım. Hemen ağzımı kapatıp arabaya bindirip hareket ettiler. Yanımda oturan iki adamdan biri ellerimi diğeri de ayaklarımı bağlayıp ağzımı bezle bağladılar.
"Sizi bayıltmak bizim için daha kolay olurdu ama patron bunu istemiyor." dediğinde gözümden düşen yaşlara hakim olamıyordum. Bunlar Selim'in adamları değildi. Selim beni bulsa bunlara bırakmaz kendisi gelip alırdı. Patronları kimdi, neden kaçırılıyordum anlayamıyordum.
Tam da özgürlüğümün ilk gününde ötekinden daha kötü bir mahkumiyete hapsolmuştum. Burdan bir çıkışım olacak mı bilemiyordum.
(Selim'in Anlatımından)
Leyla'nın yazdığı notu okuyunca kan beynime sıçradı. Benim de adım Selim'se Leyla'yı bulduğumda bu yaptıklarını burnundan fitil fitil getirecektim. Bir daha değil kaçmayı düşünmek, bana sesini bile yükseltemeyecekti.
Sabah birkaç saatlik uykuyla gidebileceği yerlere bakmak için yola çıktım. Halalarını, teyzesini ve diğer aile büyüklerini kafamda eledim. Çünkü eğer onlara gitseydi şimdiden kapıma dayanıp rezalet çıkarırlardı. Önce kuzenlerinin kaldığı eve bakacak, sonra da o Mehmet denen puştun evine bakacaktım. Bir yanım Leyla yapmaz dese de emin olamıyordum.
Kuzenlerinin kaldığı eve gittiğimde beni gördüklerine şaşırmış gibiydiler.
"Leyla burda mı?"
"Hayır burda değil, evlendiğinizden beri hiç görüşmedik biz Leyla'yla. Ne oldu kavga mı ettiniz?"
"Onun gibi bir şey. Sizle görüşmedi o zaman. Bana o Mehmet denen herifin evinin, iş yerinin adresi lazım."
"Yok artık! Leyla'nın Mehmet ile birlikte olduğunu düşünmüyorsun değil mi?"
"Tabiki düşünmüyorum, sadece biliyor mu diye soracağım, siz sadece adresi verin."
Beren adresi verdiğinde direkt olarak o herifin iş yerine gittim. Danışmadaki kıza sorduğumda yıllık izne ayrıldığını öğrendim. Artık içimdeki şüpheci sesi susturamıyordum. Karım elin adamına kaçmıştı. Bunu onların yanına bırakmayacaktım.
Çalan telefon sesiyle kendime geldim. Gizli bir numara görüntülü arıyordu. Cevap verdiğimde yıllardır nefret ettiğim yüzün sahibi karışımdaydı.
"Karını mı arıyorsun Karahan?"
"Efkaaaan! Ne demek istiyorsun açık konuş lan! Karım senin yanında mı?!"
"Kendisini bir süre misafir etmek istedim. Malum kendisini pek dışarıda göremiyoruz. Bulmuşken kaçırmayalım dedim. Kendisi de yanımda özlemişsindir, hasret giderin biraz."
Kamerayı çevirdiğinde Leyla elleri ve ağzı bağlı halde sandalyede oturuyordu.
"Leylaaa! Korkma güzelim, kurtaracağım seni o adamdan!"
"Bu kadar muhabbet yeter Karahan, karını görmek istiyorsan liman ihalelerinden çekileceksiniz. Yoksa sevgili karını son görüşün olur. Sana akşama kadar müsaade."
"Erkeksen karşıma çıksana ulan! Adam mısın sen şerefsiz. Lan karımın tırnağına zarar gelsin topunuzu mahvederim şerefsizler."
"Ben söyleyeceğimi söyledim Karahan. Akşam görüşürüz." dedikten sonra kapattı.
Benim de adım Selim ise ne o ihaleden çekilirdim, ne de Leyla'yı o herifin eline bırakırdım.
Efkan'la üniversitede arkadaştık. Onun babası lojistik işi ile uğraşıyordu, ben de bu işe girmek istiyordum. Okul bittikten sonra o babasının şirketinin başına geçmiş, bende çalışıp birikimlerimle başka bir firmaya ortak olmuştum.
Efkan o sıralarda sürekli bir kızdan bahsediyordu. Bir türlü kim olduğunu öğrenememiştik. Ta ki bir gün Merve'yi üzerinde benim gömleğimle benim evimde görene kadar. O gün Efkan'la büyük bir kavga etmiş birbirimize düşman olmuştuk. Merve'nin aklıma gelmesiyle onun evine doğru yola çıktım. Hem Merve'nin hem de Efkan'nın burada olması tesadüf olamazdı.
***
Merve'nin evine geldiğimde kendisi kızını bebek arabasına koymuş gidiyordu. Arabadan inip yanına gittim.
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Kızımla biraz hava almak istedik."
"İyi, ben size hava aldırırım arabam şurada, gidelim." Merve bana tereddütle baktıktan sonra pes edip arabaya bindiler.
"Kızının babası kim Merve?"
"Bu seni neden ilgilendiriyor?"
"Efkan değil mi?" dediğimde yüzündeki ifadeden doğru yolda olduğumu anladım. "Demek Efkan. Bana bak Merve senin kimden çocuk yaptığın beni zerre ilgilendirmez. O herif Leyla'yı kaçırdı şimdi de beni tehdit ediyor. Gözünü hırs bürümüş. Seni benim üzerime salanın da o olduğunu biliyorum. Şimdi bana onların yerini söyleyeceksin."
"Bak ben gerçekten bilmiyorum Selim. Hem Efkan'la aramızda zannettiğin gibi bir ilişki yok. Kızımın babası o kadar." dediğinde gözleri dolmuş sesi çatallaşmıştı. Merve Efkan'dan nefret ederdi, şimdi çocuklarının olması beni şaşırtmıştı.
"Peki o zaman bana o Efkan'nın numarasını ver." Çantasından telefonunu çıkarp numarayı verdiğinde vakit kaybetmeden babamı aradım.
"Baba sana mesaj atacağım numaranın şuanda nerde olduğunu öğrenmen lazım. Adamın biri Leyla'yı kaçırdı. Polisi karıştırmak istemiyorum adresi öğrendikten sonra senin elemanlarla halledelim olmaz mı?"
"Ne diyorsun oğlum sen, kim kaçırdı karını? Nasıl adamsın, bir karına sahip olamıyor musun?!"
"Baba orasını karıştırma, sonra konuşuruz söz Leyla'yı kurtardıktan sonra her şeyi anlatacağım." deyip telefonu kapattım. Yaklaşık on dakika sonra adres elime ulaşmıştı. Önce ben gidecek halledemezsem babamlar müdahale edecekti. On beş dakika sonra terk edilmiş eski bir fabrikanın gerisindeki ağaçlık alanın önünde arabayı durdurdum. Merve'leri de ne olur ne olmaz elimde bir koz olması için arabaya kilitledim.
Depo kapısına doğru ilerledim. İki adam dışarıda bekliyordu. beni görünce önümde dikildiler.
"Efkan'ı göreceğim!" dediğimde üzerimi aradıktan sonra önümden çekildiler. Babamlar da tahmini olarak on dakikaya burada olurlar diye düşündüm. İçerde Leyla sandalyede bağlı halde, Efkan da karşısında sigarasını içiyordu. Saydığım kadarıyla yedi tane de silahlı adamı vardı. Efkan beni görünce sigarasını söndürüp ayağı kalktı.
(Efkan Çağlayan)
"Ooo Selim bey gelmiş. Burayı nasıl buldun diye klişe bir soru sormalı mıyım? Babacığından biraz yardım aldın sanırım."
"Uzatma Efkan karımı alıp gideceğim."
"Karının seninle gelmek istediğinden şüpheliyim ama. Ablanın düğününde kaçarak gittiğini senin de onunla birazcık zorla evlendiğini düşünürsek. Güzel kadınmış Selim, hazır siz ayrılmışken benimle ilgilenir mi ha ne dersin?" dediğinde yumruğumu yüzüne indirdim. İkincisini atacakken adamları beni tuttular.
"Sen ne şerefsiz adamsın lan! Adi köpek! Sanane lan benim karımdan! Ona bakan gözlerini oyarım oğlum senin! Ulan sen adam olsan sikik bir ihale için önce çocuğunun annesini önüme atmaz sonra da karımı kaçırmazdın!"
"Adamlığı senden mi öğreneceğim lan, gücü karısına yeten evden burnunu bile çıkarttırmayan sen değil misin? Benim yapacağım işleri baltalayan, sevdiğim kadınla yatan sen değil misin!" dedikten sonra Leyla'ya döndü. "Senin bu kocanın üniversitede yediği naneleri yazmaya kalksak roman olur. Yatağından kadın eksik olmazdı bu şerefsizin, en sonunda yetinememiş demek ki benim olanı da aldı."
"Gerizekalı yüz kere söyledim sana, bilmiyordum dedim. Seninse sahip çıksaydın. Merve sana aşığım diye peşimden ayrılmıyordu." dediğimde dışardan silah sesleri gelmeye başladı. İçeri sis bombası atıldığında Efkan arka kapıdan kaçıyordu. Tabi babamın namını duyduğu için kuyruğu kıstırıp geri çekilmişti. Leyla'yı çözüp dışarı çıkarttım. Adamların birazı kaçmış birazı da etkisiz hale getirilmişti.
Babama baş selamı verdikten sonra Leyla'yı alıp arabanın olduğu yere götürdüm. Arabanın içinde Merve ile kızını görünce bunların burda ne işi var gibisinden bana baktığında "Bin arabaya" dedim.
Fabrikanın olduğu yerden çıktıktan sonra önce Merve'leri bıraktım. Eve geldiğimizde Leyla ürkek ürkek bana bakıyordu. Kendime çekip sımsıkı sarıldım. Nefesim burdaydı işte. Bu kadarlık ayrılığa dayanamazken nasıl olurdu da Leyla'mı bırakabilirdim?
Birlikte banyoya girdiğimizde Leyla hala konuşmuyordu. Üzerini çıkarttıktan sonra ben de üzerimi çıkarttım. Akan suyla birlikte benim de içim ferahlıyordu. Leyla'yla yıkandıktan sonra banyodan çıktık. Birlikte yatağa uzandığımızda Leyla'yı iyice sarmalayıp kendimi huzurlu bir uykunun kollarına bıraktım.
***
Uyuyalı henüz birkaç saat olmuşken kollarımda kıpırdanan Leyla ile uyanmıştım kollarımın arasındayken kendime doğru çekip öpmeye başladım. Her zamanki gibi karşılık vermiyordu. Bu sefer uzun uzadıya onu hazırlayamayacaktım. Ona olan kızgınlığım bunu yapmama engel oluyordu.
Birlikte olacağımız sırada Leyla nefes nefese
"Korunmayacak mısın?" dedi.
"Artık korunmak yok güzelim. Artık bana çocuk verme zamanın geldi."
*Bölüm Sonu*
Yorumlar
Yorum Gönder