Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 16

Gece Selim uyuduktan sonra önceden aldığım doğum kontrol ilacını alıp mutfağa indim. Bu olanlara inanamıyordum. Önce kaçmış, sonra kaçırılmış en son da kocamın ne kadar iğrenç bir insan olduğunu bir kez daha bir başkasından öğrenmiştim. Daha bir de çocuk istiyormuş. Çok beklerdi. O adamdan bir de çocuk asla yapmayacaktım. Bir kereden bir şey olmaz diye ümit etmekten başka çarem yoktu bugün olan için. Böyle ilaçlara erken başlanılması gerekiyordu ama olan olmuştu. Keşke ona güvenip kullanmayı bırakmasaydım. Ama bundan sonra işimi şansa bırakmayacaktım.
Kutudan ilacı çıkarıp tam yutacakken Selim'in sesi ile irkildim.
"Nerden buldun bunu sen?"
"Seni ilgilendirmez, istemiyorum çocuk falan ben."
"İstemiyorsun öyle mi? Ben de istemiyordum, ama sen beni buna mecbur ettin. Seni bana bağlayan bir bağ olmadığı için arkana bile bakmadan gittin. Aptal bir not bırakarak, benim ne halde olacağımı düşünmeden."
"Sen benim ne halde olduğumu bir kez olsun düşündün mü?"
"Düşündüm, lanet olsun düşündüm. Neden seni bulduğumda kızıp bağırıp neden kaçtın demedim zannediyorsun? Ben sana hak veriyorum, son zamanlarda yaptıklarım aşırıydı, ama bunu durduramıyorum. İstesen de istemesen de benim iplerim senin elinde. Beni bir tek sen durdurabilirsin. Gözlerinde birazcık kabulleniş görsem böyle olmayacak belki de."
"Sırf bu sebepten çocuk mu istiyorsun? Bir bak kendine, sence senden baba olur mu? Böyle huzursuz bir ortamda hele de senden asla çocuk doğurmayacağım, anlıyor musun asla!"
"Evet sırf bu sebepten istiyorum. Sen gittiğinde ölüyorum zannettim ben! Doğuracaksın Leyla. O ilaçları nerden bulduğunu da bana söylüyorsun. Başka varsa da getirip ver. Eğer bir ay içinde hamile kalmazsan seni bahçeye bile çıkattırmam, hamile kalana kadar odada hapsolursun."
"Ne var biliyor musun, elinden geleni ardına koyma! Senden bir kez kurtuldum gene kurtulacağım!"
"Evet bir de o konu var. En başta sormam gereken soru, sen nereye gittin Leyla daha doğrusu birisi ile mi gittin?" dediğinde bana zerre güveni olmadığını bir kez daha anladım. Beni neredeyse tüm erkek ırkından nefret ettiren adam benim birisi ile gitmiş olabileceğimi düşünüyordu. Önemsemedim, kendisi önüne gelenle birlikte olabilecek tıynette bir insan olduğu için beni de kendisi gibi zannediyordu sanırım.
"Beni kendinle karıştırma Selim, ben senin gibi her önüme gelenle birlikte olabilecek kadar midesiz değilim. Ayrıca nereye gittiğim de seni hiç ilgilendirmez!" deyip odaya çıktım.
Sabah olduğunda odamda yardımcımız Belgin hanımı bir şeyler ararken buldum.
"Ne arıyorsunuz odamda?"
"Günaydın Leyla hanım, Selim bey evde ne kadar ilaç varsa bulup kendisine getirmemi istedi kendisi de aşağıda kahvaltı için sizi bekliyor."
"Çıkın lütfen odamdan burda ilaç falan yok."
"Üzgünüm Leyla hanım işimden olmak istemiyorum, bu ricanızı yerine getiremeyeceğim."
Soğuk kadın ne olacak! Selim'in bir kuklası da bu. Evde ne yapıyorsam bir bir Selim'e haber verir. Benim isteklerimi zerre önemsemez, varsa yoksa Selim beyciği. Kesin bulur diğer ilaçları.
Kahvaltı için aşağı indiğimde Selim'in karşısındaki sandalyeye oturdum.
"Hayırdır karıcığım kime söyleniyorsun sabah sabah?"
"Ben Belgin hanımı bu evde istemiyorum Selim."
"Bu evin hanımı olmayı kabul ettiğin zaman tabi ki çalışanları da kendin seçebilirsin. O zamana kadar üzgünüm Belgin hanım burada kalıyor."
"O nasıl olacakmış?"
"Şöyle ki beni, bu evi kabullenip çocuğuma annelik yaptığın zaman olacak güzelim. Hadi sana afiyet olsun ben çıktım." deyip beni öptükten sonra gitti. Ne yapacağını bilmeyen bir ben bırakarak.
Çocuğumuz olursa ömür boyu elinde koz olarak onu kullanacaktı. Ayrılmak için elime fırsat geçtiğinde ayrılamayacaktım. Babasız çocuk büyütmek istemeyecektim. Ama böyle bir adamdan nasıl çocuk sahibi olabilirdim ki? Çocuğun da ilerde Selim'in aynısı olmayacağı ne malumdu? Peki ben bu durumdan nasıl kurtulacaktım? Kendimi evin bir odasına kapatma şansım da yoktu, geçen sefer bütün anahtarları toplatmıştı. Ya hamile kalırsam? Ya hamile kaldıysam?
Diğer yandan da bir çocuğum olmasını her zaman o kadar isterdim ki. Beni koşulsuz şartsız seven, benim kanımdan, benim eğittiğim bir çocuk. Ama Selim yüzünden bu hayalimi bile yıllar önce rafa kaldırmıştım. Her gün Selim'i gören, onu seven ve belki de onu örnek alacak bir çocuk... Düşüncesi bile korkunçtu.
Bu sefer pes etmeyecektim. Başıma ne geliyorsa çok çabuk pes etmemden geliyordu. Ama elimde değil ki, zorluklar diğer insanları kamçılarken bende bırakıp kaçma isteği oluşturuyordu. Hırs insanı değildim.
Kahvaltımı yaptıktan sonra Nermin hanımdan Miray'ı çağırmasını rica ettim. Okulu tatile girdiğinden o da benim gibi evdeydi. Güzel bir kaç film seçtim. Selim televizyonu kırdıktan sonra yerine daha büyüğünü almıştı bile. İlk kez hatasının farkına varmış gibiydi. Sehpanın üzerini abur cuburla doldururken Miray salona geldi.
"İnanmıyorum cennete mi düştüm ben, şuan burda sonsuza kadar böyle yaşayabilirim biliyor musun."
"Çok tatlısın Miray, hoş geldin hadi bir film seç de izleyelim."
Komedi iyidir diye Hangover'ı seçti. Benim de birçok kez izlesem de bıkmayacağım filmler arasındaydı. Mirayla güzel hoş beş ettikten sonra konu Selim'in kardeşi Serkan'a geldi. Ne tesadüfse sürekli karşılaşıyorlarmış Miray da rahatsız olmaya başlamış. Bence bu karşılaşmalar Miray'ın hoşuna gidiyordu ama bunu ona söylemedim. Kendine itiraf edemiyor gibiydi.
Selim geldiği zaman Miray da Nermin hanımla evlerine gittiler. Biz de akşam yemeğimizi yedikten sonra odaya çıktık. Ben balkondan yıldızları izlerken Selim arkamdan sarılıp boynumu öpmeye başladı.
"Burası işte, benim cennetim burası Leyla'm, ben sadece burda nefes alabiliyorum."
Sonra elimden tutup içeri götürdü.
"Bırak!"
"Bırakmam." deyip geceliğimin askısını indirdi. Ben her zamanki gibi kollarında çırpınıyordum. Omuzlarından tutup ittiğimde kıpırdamadı bile, hala boynumu öpmeye devam ediyordu.
"Yeter artık, dokunma, bırak." desemde her zamanki gibi bu onu durdurmaya yetmedi. Sırtım yatakla buluştuğunda gözlerimin içine bakıp "haz almadığını söyleyemezsin" dedi.
Ama lanet olsun ki ben haz falan almıyordum. Birlikteliklerimizden bana kalan sadece mide bulantısı ve vücudumdan ettiğim nefretti.
***
Selim'in her gün daha fazla talepkar olduğu bir haftayı geride bıraktığımda artık aynaya bakamıyordum. Vücudumun her yerinde onun izleri vardı. Selim ne zaman bana baksa yüzünde iğrenç bir gurur ifadesi oluyordu. Üzerime giymek için kapalı şeyler aradığım sırada Selim yanıma geldi.
"Bence de bugün kapalı şeyler giymelisin karıcığım. Bugün kuzenin Beren buraya gelecek. Her ne kadar üzerindeki izlerimi sevsem de özel hayatımızı kimsenin hayal gücünün insafına bırakmamalıyız öyle değil mi?"
"İğrenç bir adamsın, iğreniyorum senden!"
"Ben de seni seviyorum. Bu arada Beren'e hiçbir şeyden bahsetmek yok. Son zamanlarda kötü göründüğün için gelmesini kabul ettim. Eğer en ufak bir şey anlatırsan ve ben de bunu anlarsam bir daha seni kimseler bulamaz tamam mı?"
El mecbur tamam dedim. Bana yakın birini görmeye çok ihtiyacım vardı. Üzerimi giydikten sonra bahçeye çıktım. Beren gelene kadar kitap okudum.Öğlen Nermin hanım misafirimin geldiğini söylediğinde sevinçle ayağa kalktım.
Salona gittiğimde Beren'i beni beklerken buldum, hızlıca yanına gidip sımsıkı sarıldım. Aylardır kendimi ilk kez bu kadar normal hissetmiştim. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezken aylardır görüşemiyorduk.
"Hoş geldin, çok özlemişim. Ne kadar iyi ettin gelmekle bir bilsen"
"Hoş buldum Leyla,sana ulaşamıyoruz bir türlü ben de seni görmek Selim'in biraz başını ütülemiş olabilirim buraya gelmek için."
"İyi yapmışsın."  Birlikte karşılıklı oturduktan sonra çaylarımızı içerken sohbet etmeye başladık.
"Ee Leyla nasıl gidiyor evlilik? Geçen günlerde kavga etmişsiniz sanırım hallettiniz mi? Biz sana neden ulaşamıyoruz Leyla?" diye ardı ardına soruları sormaya başladığında gözlerimi kaçırdım. Çünkü biraz daha sorarsa her şeyi olduğu gibi dökülecektim. Birine yaşadıklarımı anlatmaya ne kadar da çok ihtiyacım varmış meğer. Ama anlatamazdım, Belgin hanım sürekli bizi izliyordu. Zar zor gülümseyerek "İyi gidiyor, Selim yeni evlendiğimiz için rahatsız edilmek istemiyor o yüzden şimdilik telefon kullanmıyorum." dediğimde inanmaz şekilde bana baktı. Sonra bakışları uzun süre boynumda kaldıktan sonra "Hadi Leyla odanıza gidelim bana düğün albümüzü göster." dediğinde birlikte yatak odasına girdik.
Beren kapıyı kapatıp ikimizi de banyoya soktuktan sonra suyu açtı. Ben de ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum.
"Bana bak Leyla, biz birlikte büyüdük, bana yalan söyleme çünkü anlarım. Sen benden bir şey saklıyorsun. Açıklamaların hiç inandırıcı değil. Sanki birinden çekiniyorsun. O hizmetçi kadının gözü niye sürekli üzerimizde? Ayrıca o boynunun hali ne?!"
"Ben.." bir bahane bulmaya çalışırken ne diyeceğimi bilemiyordum. Beren gözlerini dikmiş bana bakarken pek yardımcı olmuyordu. En sonunda ne olursa olsun deyip her şeyi baştan sona anlattım. Bittiğinde kendimi o kadar rahatlamış hissediyordum ki buna bir an ben bile şaşırdım.
"İnanmıyorum Leyla o aşağılık sana bunları nasıl yapar? Mahvedeceğim onu!"
"Şşşt sakin ol lütfen biri duyacak."
"Duyarsa duysun Leyla, hemen ilk iş babanı arayacağım. Kurtulacaksın burdan sana söz veriyorum."


**Bölüm Sonu**

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...