Selim'in Anlatımından
Leyla'm gittiğinden beri ne yerde ne gökte hissediyorum. Uyuyamıyorum, yiyemiyorum hatta ben onsuz yaşayamıyorum. Sanki en son görüşmemizin üzerinden seneler geçmiş, hiç bu evde yaşamamış, hiç sevişmemişiz gibi..
Onu eve geri getirmenin yollarını arıyordum ama günlerdir tek yapabildiğim odamızda onun yastığına sarılıp unutana, sızana kadar içmekti.
Yine akşamdan kalmalığın verdiği baş ağrısıyla uyandığım bir sabahta işe gitmek için hazırlandım. Evin düzeni hala aynı. Ama Leyla'mın yokluğu o kadar belli ki..
Ayaküstü bir şeyler atıştırıp iş yerine geçtim. Kendimi işlere bu kadar verdiğim bir zamanı daha hatırlamıyorum. Şuan Efkan'nın bize verdiği zararın kat be kat fazlasını kazandırdım bile. Odama geçtiğimde asistanım günlük planı anlatmaya başladı. Onu incelemeye o kadar dalmışım ki, ne dediğini duymuyordum bile. O da bu durumumdan memnun gibi gözüküyordu. Ama benim düşündüğüm bu son derece alımlı, kendini bana sunmaya hazır kadının neden benim ilgimi zerre kadar çekmediğiydi.
"Tamam Ceyda hanım çıkabilirsiniz." dediğimde bunu beklememişcesine yüzü asıldı. Ama ben Leyla'mı hayatıma almışken, onun izlerini başka kadınlarla yok edecek bir adam değilim.
Bu düşüncelerle işime yoğunlaşırken çalan telefonumu bile çok sonra duymuştum. Açtığımda asla tahmin edemeyeceğim bir şey oldu.
Leyla'nın Anlatımından
Banyoda dakikalardır yaptığım hamilelik testindeki çift çizgiye bakıyordum. Bundan sonra ne yapacağıma dair aklımda tek bir düşünce dahi yok. Dışardan bana seslenen Beren ile kendime gelip banyodan çıktım.
"Ne oldu Leyla? Yüzün bembeyaz olmuş."
"Ben, ben hamileyim Beren." deyip ağlayarak ona sarıldım. Birlikte odaya geçtiğimizde onun da kafası karışıktı. Bana sormak istedikleri var farkındayım ama cevaplarından ben de tam emin değildim.
"Şimdi ne olacak Leyla, doğuracak mısın? Peki Selim ne olacak?"
Bütün sorular, bütün sorunlar bir şekilde Selim'e çıkıyordu. O öyle başlı başına bir sorun ki nasıl bir yol izlememem konusunda ben de büyük çıkmazlara düşüyordum.
"Selim ne olacak bilmiyorum, ama dünyaya gelmek isteyen bir cana kıyamam ben Beren. üstelik o benim çocuğum, benim kanımdan."
"Biliyorum canım ama her şeyi iyi düşün. O bebek aynı zamanda seni aylarca bir eve kapatan adamın. Söylesene Leyla Selim'e karşı hiç mi bir şey hissetmiyorsun? 'Şunu yaptığında çok etkilenmiştim' dediğin bir anınız yok mu?"
Beren'in sorusuyla ben de hafızamı şöyle bir yokladın. Aslında yoklamama gerek yok onlar zaten sürekli kendini bana
bu aralar hatırlatıyordu.
bu aralar hatırlatıyordu.
"Dürüst olmak gerekirse birkaç tane var sanırım."
"Anlatsana biraz, ne oldu, ne hissettin?"
"Bir keresinde gene tartışırken kendini kaybettiğinde bir dokunuşumla sakinleşmişti, onun üzerinde olan etkimin bu kadar büyük olduğunu ilk o zaman fark etmiştim. Bu beni korkuturken aynı zamanda da etkilemişti. Onun aslında içinde ilgi bekleyen küçük bir erkek çocuğu olduğunu keşfetmiştim."
"Peki başka?"
"Bir de şey var, ben ayrı odada uyuyup kapıyı kilitlediğimde kendi de kapımın önüne kıvrılıp uyuması sanırım. O gün ona ne kadar sinirlenmiş olsam da yaptığı şey içimde bir şeyleri kıpırdatmıştı. Ama onun bana bu kadar muhtaç davranmasını sevmiyorum. Öyle davranınca ister istemez kendimi geri çekip aramıza set koymaya çalışıyorum."
"Vay be, Selim'in içinde romantik bir Romeo var desene."
"Öyle değil işte, bu yaptıklarından sonra öyle şeyler yaptı ki. Selim hep böyle. Bir iyi ama çoğu zaman kötü." kapının çalınmasıyla lafımız yarım kalmıştı. Bugün babanem bize gelecekti babam da onu almaya gitmişti zaten.
Babanemin elini öptükten sonra karşılıklı birbirimizin halini hatrını sorduk. Ama anlayamadığım bir şekilde babanem bana tepkiliydi ve soğuk davranıyordu.
Babanemin ardından halamlar ve amcamlar da geldiğinde bütün aile tamam olmuş keyifli vakit geçirmeye başlamıştık. Sonra babanemin sorusuyla ortama derin bir sessizlik çöktü. Sorusunun muhatabı da pek tabi bendim.
"Şimdi sen kocandan ayrılacak mısın?" dediğinde babam uyarırcasına 'anne' demişti ama babanem sorusunun yanıtını bekler şekilde bana bakmaya devam ediyordu.
"Öyle görünüyor babane."
"Sizin daha evleneliniz ne kadar oldu da boşanmaya kalkıyorsun. Sebebi de sebep olsa bari. Kolay mı böyle yuvayı hemencecik dağıtmak? Oğlumu da kararına ön ayak ediyorsun!"
"Anne rica ederim sus artık."
"Niye susacakmışım Ertuğrul! Sen ne giriyorsun karı koca arasına? Damat bey ne yapmış? Dayak mı atmış, aldatmış mı? Bir eli yağda bir eli balda. Yaptığı resmen nankörlük. Çocuk Leyla Leyla diye gözünün içine bakıyor. Dışarı çıkartmıyorsa çıkartmasın. Ne işi varmış evli barklı kadının dışarda?"
"Anne saçmalamaya başladın iyice, ne biçim laflar bunlar!"
"Benimle düzgün konuş Ertuğrul, okul arkadaşın yok karşında! Annenim ben senin! Sen böyle yaptıkça bu kız başınıza daha çok iş açar benden söylemesi!"
Onlar tartışırken ben kasıklarıma giren ağrı ile baş etmeye çalışıyordum. Ama dayanılır gibi değildi. Elimi kasıklarıma götürdüğümde kanamam olduğunu fark ettim. Yengemle Beren de görmüş olacaklar ki hemen yanıma geldiler.
"Leyla iyi misin canım?"
"Ne oluyor Leyla?" diyen babamın endişeli sesini duyuyordum ama cevap verecek gücü kendimde bulamıyordum.
En son Beren'in "Dayı Leyla hamile!" dediğini duyuyorum.
Gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım. Odada babam ve abim vardı. Uyandığımı gördüklerinde yanıma geldiler. Abim endişeli görünürken babam endişenin üzerine bir de sinirli görünüyordu. Daha sonra 'Ben doktoru çağırayım' diyerek odadan çıktı.
"Nasılsın Leyla, ağrın var mı?"
"Yok abi iyiyim. Ne oldu bebeğim iyi mi?"
"Bebek iyi korkma Leyla, şimdi doktor gelince detaylarını hep birlikte öğreniriz." dediğinde babamla doktor odaya gelmişti.
"Öncelikle geçmiş olsun Leyla hanım. Durumunuzda bir tehlike gözükmüyor. Düşük riskiniz yok. Sanırım stresten veya bebeğin rahime yerleşmesinden dolayı kanamanız olmuş. Buraya geldiğinizde tansiyon değeriniz oldukça düşüktü. Bayılmanız da bu yüzden. Dilerseniz kadın doğum uzmanımızdan randevu alıp hamilelik süreciniz ve bebeğiniz hakkında bilgi alabilirsiniz. Geçmiş olsun." dediğinde tuttuğum nefesimi bıraktım. Her ne kadar çok yeni olsa da bebek fikrini çok çabuk benimsemiştim. Onu kaybetseydim kahrolurdum.
Doktor çıktıktan sonra babam hışımla bana dönüp "Bir de o adamın çocuğuna hamile mi kaldın Leyla!" demesiyle şok oldum.
"Baba bunun yeri burası değil. Leyla hassas bir dönemde, daha uyanalı birkaç dakika oluyor!"
"Tam da yeri! İşte buraya gelmişken aldıralım bitsin!"
"Baba o benim çocuğum, onun hakkında nasıl böyle konuşur karar verirsin!" diye haykırdığımda babam inanamıyomuşcasına bana baktı.
"O çocuk senin falan değil Leyla, o adamın. Ve o çocuk olduğu müddetçe o adamla aranda hep bir bağ olacak. Olmaz Leyla o adamın çocuğu benim torunum falan olamaz. Yeniden evlenirsin, yine anne olursun, eğer doğurursan ondan hiçbir zaman kurtulamazsın Leyla!"
"Baba bunları nasıl söylersin. Yeniden anne olursun ne demek? Şimdi ona kıyarsam ben nasıl anne olurum? Diğer çocuklarımın yüzüne nasıl bakarım? Bu kadar kolay mı bir cana kıymak? Senin de evlatların var, bizlerden birine zarar vermek isteseler ne yaparsın?"
"Zaten sana zarar geldiği için böyle yapıyorum kızım, lütfen sen de beni anla. Kati kararım bu. O çocuğu doğurmana izin veremem. O adamın çocuğuna dedelik yapmam!"
"Son sözün bu mu baba?"
"Evet bu." dedi ve ondan sonra hastaneden çıkana kadar hiç konuşmadık.
***
Babamın fikrini değiştireceğini düşündüğüm bir haftada her gün bebek yüzünden tartışıyorduk, ama benim kararım kesindi. Babamın da bebeğimi kabul etmeyeceğini kabullenmiştim. Artık bundan sonra yapmam gereken tek şeyi yapıp Selim'i aradım. Bir süre çaldıktan sonra açtı.
"Selim ben eve dönmek istiyorum, beni gelip al lütfen."
**Bölüm Sonu**
Yorumlar
Yorum Gönder