Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 2

Okuldan eve geldiğimde hızla kendimi yatağa attım. Elif ile yürümek eğlenceliydi ama bir o kadar da yorucuydu. Okul kıyafetlerimi değiştirip elimi yüzümü yıkadım. Mutfağa gittiğimde dolaptan annemin dünden hazırladığı karnıyarık ve pilavı çıkarıp ısınması için fırına koydum. Kardeşim Yiğit de birazdan gelirdi. Yedinci sınıfa gidiyordu gerek ailenin en küçüğü olması sebebiyle gerekse yaşının getirisi olarak oldukça şımarıktı. Ama ailemize karşı bir saygısızlık yapmazdı. Şeytan tüyü vardı, kendini sevdirmesini bilirdi.
Onu beklerken bir yandan salata yapıp bir yandan da sofrayı hazırladım. Zaten Yiğit de gelmişti.
''Abla ne yemek var çok acıktım'' diyerek sofraya oturdu.
"Sana da merhaba canım kardeşim hoşgeldin." dediğimde ağzının içinden geveleyerek 'hoşbulduk' dediğinde ona onaylamaz bakışlarımı gönderdim. Babam ve abim de böyleydi. Aç oldukları zaman gözleri dünyayı görmüyordu.
Karnıyarıkları tabağına koyarken itiraz mırıltıları geldi.
''Abla ne yaptın ya ben bunla asla doymam biraz daha verir misin?'' deyince güldüm.
Yiğit gerçekten de bununla doymazdı. Hepimizden fazla yediği halde asla kilo almazdı. Metabolizması çok iyiydi. Sporla da uğraştığı için çabuk yakıyordu.
Yemeğimizi yedikten sonra odama geçtim. Kulaklığımı bilgisayarda zaman geçirdim. Vakit bir süre geçince annemle babam tartışma halinde eve girdiler. Ne olduğunu anlamak için odamdan çıktığımda anlamam pek uzun sürmedi. Her zamanki gibi konu babam ve onun yersiz kıskançlıklarıydı. Neredeyse doğduğumdan beri sürekli aynı manzara ile karşılaştığımdan bir süre sonra bağışıklık kazanmıştım. Babam iş çıkışı hastaneye annemin yanına gittiğinde annemi hastasından kıskanmış, yine kavga çıkarmıştı.
Annem "bıktım senin bu davranışlarından'' diyerek yatak odasına  girdi ve tabi ki arkasından da babam.
Babam emekli askerdi. Erken emekliliği istendiğinde hepimiz çok şaşırmıştık ama babam sebebini bize asla söylemedi. Emekli olduktan sonra askeri eğitim vermek üzere askeriyede çalışmaya devam ediyordu. Annem ile de askeriyede tanışmışlar. Annem o zamanlar yeni atanan genç bir doktor olarak askeriyede görev yaparken babam annemin maviliklerine vurulmuş. O zamandan sonra da hiç ayrılmamışlar. Babamın aşırı kıskançlıkları hariç gayet iyi anlaşırlardı. Ama annemde kıskançlık konusunda babamdan geri kaldığı pek söylenemezdi. Gülümseyip odama geçtim. Nasılsa babam birazdan gönlünü alırdı.
Bilgisayardan gelen arama isteğini görünce gülümsedim. Abim görüntülü arıyordu. Ankara'da inşaat mühendisliği okuduğu için ancak böyle hasret gideriyorduk. Annem ile babam küslüklerini unutup sevinçle odama gelip abimle konuşmaya başlamışlardı. Bir süre abim ile de hasret giderdikten sonra uyumak için odalarımıza dağıldık.
****
Sabah Elif ile okula vardığımızda üstümde bakışlar hissettim.Kafamı kaldırdığımda Selim'in direkt olarak bana baktığını gördüm. Hayatımda kimsenin bakışlarından Selim'inkiler kadar rahatsız olduğumu hatırlamıyordum. Görmezden gelip yanından geçerken adımı seslendiğinde de duymamayı tercih edip Elif'in koluna girerek adımlarımı hızlandırdım. Ama arkamızdan geldiğini duyabiliyordum. Bana yetişip kolumdan sertçe tutmasıyla gözlerimi kapayıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Çünkü birazdan bana büyük ölçekli bir sinir harbi yaşatacağı kesindi. Derin birkaç nefes aldıktan sonra Elif'i yanımdan gönderip hışımla ona döndüm. Kişisel alanıma herkesten daha çok önem veren benim için bana yapılan bu hareket affedilemezdi.
"Ne var!"
"Ne mi var? Sabahtan beri sana sesleniyorum kızım duymuyor musun!"
"Duyuyorum duymuyorum sana ne ya! Sen bana seslendin diye itaat edip seninle muhatap olmak zorunda mıyım!"
"Bana harfiyen itaat ettiğin günler de gelecek güzelim ama konumuz bu değil. Ne bu bir havalar afra tafralar? Ne oluyoruz?"
"Hah sen kimsin de sana afra tafra yapacakmışım? Bence kendini bu kadar da çok önemseme."
"Ben kendimi önemsemesem de yakında sen beni önemsemekten daha fazlasını yapacaksın güzelim. Artık beni görmezden gelmene katlanamıyorum. Ne zaman iki çift laf edecek olsam beni tersliyorsun!" dediğinde onu kendimden beklenmeyecek kadar sakin bir ruh haliyle dinledim. 
"İstemiyorum demek ki. Bunu anlamayacak kadar kalın mı senin o kafan?"
"Sana olan ilgimin farkında olmadığını söyleme bana. Sen ilk gördüğüm andan beri nevrim döndü. Bize bir şans vermeni istiyorum peri kızı."
''Ya arkadaşım istemiyorum diyorum duyuyor musun beni İS-TE-Mİ-YO-RUM!"
"Ne demek istemiyorum! Ben anlamam kızım! Benimsin sen artık! Asla vazgeçmem anladın mı beni! Asla!"
''Saçmalıyorsun cidden saçmalıyorsun. Ben hayatımda böyle bir şey duymadım. Benimsin ne demek? Sen benim ne istediğimi önemsemiyorsun bile farkında mısın? Küstah bir şekilde beyan ediyorsun ve ben bunu kabul etmiyorum. Ve senden kesinlikle hoşlanmıyorum, lütfen uzak dur benden!''
''Senden uzak durabiliyorum mu zannediyorsun? Bu duygudan kaçamıyorum. Kaç gündür aklımda kalbimde hep sen varsın. Benden hoşlanıp hoşlanmaman umrumda bile değil, ben seni istiyorum, duygularının şuan için bir önemi yok. Şimdi daha da emin oldum. Sen benimsin ve bir ömür de öyle olacaksın. Kendini hazırlasan iyi edersin."
Dediğinde sinirle yanından ayrıldım. Ölürdüm, yine de böyle bir şeyi kabul etmezdim. İstediği kadar kendini kandırmakta özgürdü.
*Düzenlenmiştir*

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...