Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 28

Selim'den
Aras'la randevu saatim gelene kadar vakit geçirmek için aşağı indik. Anne sütünden hoşlanmadığı için ona muz, bisküvi ve sütten yaptığım mamadan yedirmeye başladım. Kaşığı her uzattığımda sevinçle ellerini ayaklarını çırptığından biraz üstümüz kirlenmişti ama olsun. En azından iştahı benim gibi yerindeydi oğlumun.
Yemek faslımız bittiğinde üzerimizi değiştirip onunla oyun oynamaya başladık. Babalık duygusunun çok başka olduğunu oğullarımla anlıyordum. Bu kadar harika bir duygu olduğunu daha evvel tahayyül dahi edemezdim. Onlar benim en büyük hazinem olmuştu.
Gitme vaktim geldiğinde Nermin hanımı odaya çağırdım. O Aras'ı oyalarken beni farketmeden odadan çıkmalıydım. Gittiğimi gördüğü zaman arkamdan çok ağladığı için dayanamıyordum. Bu yüzden çoğu zaman işe geç gittiğim bile oluyordu.
Nihayet Aras'ı ağlatmadan arabama bindiğimde rahat bir nefes alıp yola çıktım. Giderken de bilmesine rağmen Leyla'ya bugün terapide olacağıma dair mesaj attım. Bu terapi bir şeyleri değiştir mi bilmiyordum ama eğer Leyla'm mutlu olacaksa elli yıl daha o bayık kadını çekmeye razıydım.
Saat daha erken olduğu için yollar sakindi. Çabucak gelebilmiştim. Psikoloğun olduğu kata çıktığımda asistanı önündeki defterle ilgileniyordu. Her zamanki gibi beni gördüğü zaman eli ayağına dolandı, elindeki kalemini yere düşürdü. Eğilip alırken başını masaya çarptığında gözlerimi devirdim. Sonunda yüzü bana döndüğünde hipnotize olmuşçasına gözlerimin içine bakıyordu.
Böyle basit, karakteri zayıf kadınlardan nefret ediyordum. Yatağımı ısıtması sadece bir lafıma bakardı. Üstelik evli, iki çocuklu ve karısına çok aşık bir adam olduğumu bilmesine rağmen.
Onu görmezden gelip Gülnur hanımın odasında olup olmadığını sordum. Odasında beni beklediğini söylediğinde kapıyı tıklatıp içeri geçtim.
Merhaba faslından sonra Gülnur hanımla sohbetimize başladık. Ama ben onu dinlemeyi pek tercih etmiyor sorduğu sorulara kısa cevaplar verip ilgilenmiyordum. En sonunda kadın da benim haftalardır olan bu tavrımdan bezmiş olacak ki "Selim bey benimle iletişim halinde olup sorunlarınızı çözemedikten sonra siz bu terapiye neden geliyorsunuz? Böyle bir ilerleme kaydedemeyiz." demişti.

"Basit, buraya karım istediği için geliyorum
"Basit, buraya karım istediği için geliyorum. O istediği sürece de gelmeye devam edeceğim."

"Peki, Leyla hanım sizin yardım almanızı da istiyor
"Peki, Leyla hanım sizin yardım almanızı da istiyor. Şimdilik onun isteklerini kenara bırakıp açık konuşalım Selim bey peki siz ne istiyorsunuz?" dediğinde artık içimde tuttuğum her şeyi söylemeye karar verdim. Belki bana yardımcı olabilirdi. Çünkü ben işin içinden çıkamıyordum.
"Bakın Gülnur hanım. Ben karım beni sevsin istiyorum. Ama onun istediği gibi bir adam olamıyorum. Artık onun yanında içimden geldiği gibi davranamıyorum. Dizginlerimin  hepsinin onun elinde olmasını, beni çok iyi tanımasını, sinirlendiğimde onun sakinleştirmesini, beni anlamasını istiyorum. Ama şimdi ne onun istediği adam olabiliyorum ne de kendim. Eskiden ona söylemek istediğim güzel sözleri bastırırdım. Şimdi de o hariç her şeyi. Yani kısacası beni olduğum gibi kabul etmesini istiyorum. Çok mu zor sizce?" dediğimde rahatlamıştım. Bu kadar iyi hissedeceğimi bilsem çok daha önce söylerdim.
Ben içimdekileri döktükten sonra Gülnur hanım beni sükunetle karşıladı. Kendimi bu kadar açık ifade etmem onu da şaşırtmış olmalıydı.
"Selim bey size önerin tamamen karakterinizin dışına çıkmadan kendinizi daha doğru ifade etmeniz. Eşiniz ile aranızdaki ilişkide kendinizi tutmak yerine birden bire parlamadan kelimelerinizi doğru seçip düşüncelerinizi anlatmanız. Tabi bunu yaparken eşinizin de birey olduğunu onun da istekleri olabileceğini, kısıtlamamanız gerektiğini unutmamalısınız."
"Haklı olabilirsiniz ama kendimi kontrol etmekte zorlanırken Leyla'ya kendimi nasıl anlatabilirim bilemiyorum yine de deneyeceğim. Ama diğer dediklerinizi yapamam üzgünüm. Leyla'yı kısıtlamayı bırakamam. Olmaz." dedim telaşla.
"Neden yapamazsınız Selim bey?"
"Görmüyor musunuz o çok güzel ve güzel olan her şey! Ve o benim! Sadece benim! Onu bıraktığım an kendimi tutamam, kaybederim. Leyla'mı benden alırlar. O sadece Mecnun'un güzel bulduğu Leyla değil ki. Benim Leyla'ma bakan herkes ondaki güzelliklerin hepsini fark eder. O dışarıdayken ben rahat olamam!"
"Selim bey korkularınızı anlıyorum ama yersiz olduğunu düşünüyorum. Leyla hanım sizin eşiniz. Böyle yaparak onu kazanamazsınız ve asıl o zaman onu kaybedersiniz. Leyla hanımın dediğine göre çocuklarınızı bile onun sizden asla kopmaması için yapmışsınız, hatta erkek olmaları sizi en başta rahatsız etmiş. Bunlar çok da sağlıklı duygular değil malesef." dediğinde bugünlük daha fazla bu terapiye devam edemeyecektim. Leyla da sağ olsun ne var ne yok bu kadına her şeyimizi anlatmıştı. Gitmek için ayağa kalktım. Bu dediklerini ben de biliyordum ama işte aması vardı.
"Teşekkür ederim Gülnur hanım dediklerinizi düşüneceğim." dedim.
"Rica ederim Selim bey size önerim Leyla hanıma daha fazla kişisel alan sağlamanız yönünde. Gelecek seansta onunla da görüşmek istiyorum. İletirseniz sevinirim."
"Söylerim, iyi günler" deyip gülümseyerek odadan çıktım. Kişisel alan bırakmalıymışım da bilmem ne! Arabama doğru giderken içimden söylenmeyi ihmal etmiyordum. Neden herkes aynı şeyi söyleyip beni değiştirmeye çalışıyorlardı? Ben yıllarca bu günleri beklemiştim. Leyla'm ile her şey hayal ettiğimden bile güzeldi. Onu sadece kendime saklama isteğimi neden anlamıyorlardı? Bu yuvayı ben kurmuş, ben de koruyacaktım.
Mesela şuan Leyla'mın beni evde çocuklarla beklediğini bilmenin tarifsiz huzurunu değişebileceğim hiçbir şey yoktu.
Eve geldiğimde Leyla ikizleri koltuğa yatırmış onlarla oynuyor, bizimkiler de katıla katıla gülüyordu. Beni gördüklerinde ellerini kolları çırpıp bana atılmaya çalıştılar. Bu onların dilinde beni kucağına al demekti. Leyla kucağa alıştırma diye kızsa da ben kıyamıyordum.
"Hoş geldin canım."
"Hoşbuldum Leyla'm."
"Gene kıyamayıp kucakladın ama sen gidince ceremesini ben çekiyorum. Benden de aynısını istiyorlar. Ama ağırlaştılar artık." diye beni tatlı sert payladı.
"Özlüyorum aslanlarımı ben Leyla'm. Kucağımda olmalarını seviyorum. Gücümün yettiğince taşırım ben onları." dediğimde bana onaylamaz bakışlar attı.
"Ee nasıl geçti terapin?"
"İyi, aynı. Seni tekrar görmek istedi. Gideriz birlikte." dediğimde beni onayladı.
"Selim ben sana bir şey diyeceğim. İnşallah ben yanılıyorumdur ama Elif benim kafamı kurcalıyor. Ne zaman konuşsak çelişkili cevaplar veriyor. Ben bilmiyorum ama annemin bu kadar seminerlere nöbetlere kaldığını hiç hatırlamıyorum. Biraz araştırsak diyorum."
"Umarım yanılıyorsundur Leyla'm. Ben bir bakarım. Sen içini ferah tut." dediğimde Leyla karşımda kıvranıyordu. Bir şey söylemek istiyor ama kendinde henüz tam cesaret bulamıyordu. Bu tavrını biliyordum. Ne zaman Leyla böyle yapsa arkasından muhakkak beni delirtecek bir şey çıkıyordu. Bakalım bu sefer ne çıkacaktı?
"Bir şey mi oldu Leyla'm?" dediğinde kararsızca yüzüme baktı. Söylesem mi söylemesem mi ikilemindeydi. Kendimden biliyordum. Aylardır Leyla ile oluşturduğumuz dengenin korunması için ben de söylemek istediklerimi sürekli erteliyordum.
"Şey Selim, bugün kuzenlerimle konuştuk. Biliyorsun hâlâ benim okulumda okuyorlar. Hocalarım beni soruyormuş. Bölümdeki arkadaşlar da Beren'e neden okula devam etmediğimi sormuşlar."
"Ee sorabilirler Leyla'm."
"Biliyorsun ikinci sınıfta dondurdum. Diyorum ki okuluma devam etsem. Yaz okuluydu üstten ders almasıydı derken daha erken bitirebilirim. Yüksek şeref öğrencisiydim sorun olmayacaktır. Son sınıf da çoğunlukla staj zaten." dediğinde lafının sonunu bile dinlemeye tahammül edemeyip ayağa kalktım.
"Leyla bunu en başından konuştuk! Okul falan yok! Ben size bakabiliyorum zaten! Okuyup ne yapacaksın! Hem çocuklar çok küçük, onlar ne olacak! Hayır! Bu konu bir daha açılmamak üzere burada kapansın!" dediğimde
çocuklar kucağımda olduğundan sesimden korkmamaları için pusetlerine yatırdım.
"Biz konuşmadık, sen konuştun ben dinlemek zorunda kaldım. Selim bak sana güzel güzel anlatıyorum. Ne demek okuyup da ne olacaksın! Hangi devirdeyiz! Ben hâlâ lise mezunuyum farkında mısın? O okulu kazanmak için ne kadar emek verdiğimi biliyor musun? Merak etme ben de çocuklarımı en az senin kadar düşünüyorum. Onları asla ihmal etmem." dediğinde sinirin yavaş yavaş beni ele geçirdiğini hissedebiliyordum. Başıma şiddetli bir ağrı saplanmıştı.

"Olmaz dediysem bitmiştir Leyla
"Olmaz dediysem bitmiştir Leyla. Verdiğim tavizleri suistimal etme!"
"Hah! Sen mi taviz veriyorsun? Neyden taviz vermişsin pardon! Burada kendimden başka taviz veren kimse göremiyorum ben!"
"Yarış mı yapalım Leyla. Evliyiz biz. Sen şu kadar taviz verdin ben bu kadar diye çetele mi tutalım? Benim bu konuda tavrım net. Eğer makul isteklerle karşıma gelirsen o zaman kabul görürler." deyip odaya yöneldim. Başımın ağrısı git gide artıyordu. Bir duş almazsam kendime gelemeyecektim.
En son Leyla arkamdan 'gideceğim görürsün' dediğinde cevap vermedim. Nasıl olsa yine benim dediğim olacaktı.
***
Leyla ile uzun zaman sonrası ilk kez küs olmamızın sabahında kafam kazan gibiydi. İkinci kahvemi istemiştim ama hâlâ fayda etmemişti. En iyisi başka şeyler düşünmek diye Begüm'ü aradım. Elif'in çalıştığı hastanede bir çok arkadaşı vardı. Bu bitmek bilmeyen seminerlerin aslını astarını öğrenebilirdim.
Telefonu açtığında "Ooo hayırsız kuzen naber?" diye sitem etti. Ne diyebilirdim ki haklıydı. O yüzden kusura bakmamasını rica edip kısa bir sohbetin ardından asıl sormak istediğim sorumu sordum.
"Begüm sana bir şey soracağım. Biliyorsun Leyla'nın yengesi senin de çoğunluk arkadaşının olduğu hastanede asistanlık yapıyor. Bu hastanenin eğitim programı çok mu yoğun? Elif sürekli seminerlere katılıyor çoğu zaman eve bile gidemiyormuş."
"Selim ben biraz bir şeyler duydum ama nasıl söylesem bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla o kadar sık seminer verilmiyor. Olduğu zaman çoğunlukla ben de katılıyorum ama Elif'i hiç görmedim. Benden duymuş olma ama sizin Elif baş hekimle biraz fazla samimiymiş. Hastanede herkes onları konuşuyormuş. Sana söylemek istemedim ama madem konusu açıldı bilmen gerektiğini düşündüm."
"Tamam Begüm teşekkür ederim, ben ilgileneceğim." deyip kapattım.
Ee dünya küçüktü ve hiçbir şey gizli kalmıyordu. Elif hanımı Yağız kesmemiş demek ki gözünü baş hekime dikmişti.
Yağız'ın  yerinde olmak dahi istemezdim. Çok zor bir durumdu. Benim Leyla'm aynı şeyi yapsa ne yapardım bilmiyordum ama kendimi asla durduramayacağım kesindi.

Şimdi ne yapmam gerek bilmiyordum ama eğer doğruysa Elif'in bu yaptığının affı yoktu. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...