Bahçede Selim ile olan hararetli tartışmamızdan sonra yine okulun gündeminde biz vardık. Bu dedikodu denen şeyin bu kadar hızlı yayılabilmesine inanamıyordum. Bu kadar mı kendi hayatları ile ilgilenmek yerine başkalarınınkini irdeleyecek kadar mutsuzdu bu insanlar?
Sessiz sakin bir yere geçtiğimde beynim uğuldamaya başlamıştı. Ne demekti ''sen benimsin''. Nasıl birine ait olunurdu ki? Bana sorma zahmetine bile girmeden daha beni tanımazken bile nasıl böyle konuşa biliyordu? Biriyle olunurdu ama birine ait olunmazdı ben öyle biliyordum. Kendimize bile ait değildik bana göre. Bir çok arkadaşımın sevgilisi ile 'benimsin' muhabbetine girip hatta bundan hoşlandıklarını dahi görebiliyordum ama benim için tek kelime ile mide bulandırıcıydı. Anne babasını kesinlikle dinlemeyen ve onları bayağı ve hor gören arkadaşlarım aptal erkek arkadaşları ne deseler itaatkar bir köle gibi onları dinliyorlardı. Ve bence bu yaptıkları çok aptalcaydı.
Sınıfa girip sırama yerleştim. Elif heyecanla yanıma geldi. ''Herkes senin Selim ile birlikte olduğunuzu konuşuyor, herkese o benim diyormuş. Böyle biri ile nasıl beraber olabilirsin sana inanamıyorum'' dediğinde neredeyse küçük dilimi yutacaktım.
''Ne saçmalıyorsun? Benden böyle bir şeyi nasıl beklersin. Hiç mi tanımıyorsun? Birkaç asalağın dedikodusuna inanıp bana hesap sormana inanamıyorum'' dedim.
Şaşkınca yüzüme bakıyordu, bir günde olanlar onu şaşırtmış olmalıydı. Biraz daha açıklama gereği duydum. Daha ben bile ne olduğunu anlayamazken Elif'e neyi anlatacaktım orası da meçhuldü. ''Nöbetçi olduğum gün Selim basketbol oynarlarken yaralanmıştı. Bende ona yardımcı oldum. Sadece olan bu. O günden öncesine kadar konuşmuşluğumuz dahi yok ki. Bugün de gelmiş bir şeyler zırvaladı. Benimsin falan dedi. Başka da bir şey bilmiyorum. Hem ondan hiç hoşlanmadığımı bilmiyor musun? Disiplin kurulu bile sırf o ve Buğra için toplanıyor, böyle biri ile nasıl beraber olunur ki?'' dedim.
Elif bir süre yüzüme baktıktan sonra ''Leyla sanırım sana kafayı takmış, dikkat etsen iyi olur'' dediğinde başımı sırama gömdüm. Kafamı duvarlara vurasım geliyordu. Okuldaki serserinin takıntısı olmuştum. Sırada ne vardı acaba? Koca okulda benden başkası mı kalmamıştı Allah aşkına?
Madem bana takmıştı ben de onu kendimden uzak tutmak için her yolu deneyecektim. Gerçekten bir de onunla uğraşacak hiç halim yoktu.
*****
Bütün gün Selim'e görünmemek için tabiri caizse kırk takla atmıştım. Bir keresinde tam beni görecek iken tuvaletlerin önündeydim ve kendimi zor bela içeri atmıştım. Kantin ihtiyacım olduğunda da sınıf arkadaşlarımdan rica ediyordum. Çünkü genelde ya orada yada bahçede oluyordu. Çıkış zili çaldığında hızla çantamı topladım Elif'in bugün kursu vardı eve yalnız gidecektim. Kimseyle göz kontağı kurmaya dikkat ederek dış kapıdan çıktım.
Şöyle bir etrafıma baktığımda Selim de görünmüyordu. Biraz olsun rahatlamıştım. Eve doğru adımlarken köşeyi dönmemle kolumdan çekilmem bir oldu. Çığlık atacakken karşımda Selim'i görmemle sustum. Üstüme doğru gelip ''nereye kadar kaçacaksın güzelim, bugünkü benden kaçma çabalarını fark etmedim mi sanıyorsun?"
'' İyice yaklaşıp saçlarımın kokusunu içine çekip öpücük bıraktı. Ben resmen şok geçiriyordum donup kalmıştım. ''Tam tahmin ettiğim gibi kokun çok güzel güzelim sanki benim için yaratılmışsın. Seni ilk gördüğüm andan beri bunu taa derinliklerimde hissediyorum'' dedi.
Onu ittirdikten sonra "ne saçmalıyorsun sen nerden çıktı bu saçmalık sen beni ne tanıyorsun ki okulda hakkımda saçma sapan laf çıkartıyorsun. İstersen en belalı insan ol inan umrumda değil. Ben senin falan değilim uzak duracaksın benden!" dediğimde yüzünde en ufak bir ifade değişimi olmadan bana bakmaya devam ediyordu. Sanki bu diyeceklerimi önceden tahmin etmiş gibiydi. Gözlerine baktığımda sanki aklımdan geçenleri dahi okuyabiliyormuş gibi hissetmiştim.
Çenemi yukarı kaldırıp gözlerime bakarak "yoksa ne yaparsın güzelim. Ben sana sadece olacak olanı söylüyorum. Ben sana benimsin demişsem bitmiştir bir daha böyle boş konuşmayacaksın. Şimdilik şaşkınlığına veriyorum. Bir yanlışını görmeyeceğim, giyimine hareketlerine dikkat edeceksin. Yanında cinsi erkek olan hiçbir mahluk görmeyeceğim yoksa göstermek istemediğim yüzümle karşılaşırsın" dedi.
O kadar kendinden emin konuşuyordu ki sanki söylediklerini yapmak zorundaymış gibi hissettiriyordu. Cevap verme tenezzülünde bile bulunmamaya karar verdim. Onu yok sayacaktım. Bir süre sonra okul bitince görmeyecektim zaten. Son senesiydi. Bir şeyleri anlatmaya çabalamayacaktım. Çünkü anlamayacaktı. Bir noktaya takılı kalmış ne söylersem söyleyeyim ilerleyemiyordu.
Yanından hızla geçip eve adımlamaya devam ettim. Belki de cevap vermeyişimi kabullenmişlik olarak varsaymıştı. Ama yine de önemsemedim. Nasılsa anlayacaktı.
Bazen acaba babamla konuşsam mı diye düşünüyordum ama aklıma babamın siniri gelince bu seçeneği kafamda hızla eliyordum. Böyle bir şeyi babama ima ettiğim an gözlerinin döneceğini biliyordum. Şimdilik sadece boş boş konuşuyordu. Ama fiziksel olarak yaklaşmaya çalıştığı an babamı devreye sokmaktan çekinmeyecektim.
*Düzenlenmiştir*
Yorumlar
Yorum Gönder