Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 30

Sabah Selim'in ılık nefesini boynumda hissederek uyandım. Her gün uyurken birbirimize sırtımızı dönsek de sabah bir şekilde bu şekilde sarmaş dolaş uyanıyorduk. Bilinç altımız girdiğimiz saçma sapan inatın farkında değildi sanırım. Yumuşacık saçları yüzümü okşarken onlarla eskisi gibi oynamamak için kendimi zor tuttum. İlk adımı ben atmak istemiyordum. Ama genelde kırgın ve konuşmayan taraf ben olduğum için onun ilk kez gördüğüm bu tavrı beni bozguna uğratıyordu.
Her zaman tartışmalarımızda 'izin vermiyorum, konuyu kapat' deyip benim yaptığım tavırları zerre önemsemez bildiği gibi davranırdı. Abim konusu haricinde konuşmuyorduk. Hani bana bir adım atsa on adım atacak kıvama gelmiştim ama gururumdan ödün vermiyordum. Ne olurdu o da inadını kırıp okula gideceğimi kabullenseydi.
Elif konusunu da abimin şehir dışından dönüşüne ertelemek zorunda kalmıştık. Üç günlük bir iş seyahatindeydi.
Selim kıpırdandığında hemen gözlermi yumdum. Ondan önce uyandığımı ve uyandığımız pozisyonumuzu bozmadan onun uyanmasını beklediğimi bilmesini istemiyordum. Boynumdaki nefes ve yataktaki ağırlık gittiğinde Selim'in kalktığını anladım.
"Hadi hadi Leyla sanki uyumadığını bilmiyorum. Hazırlan terapiye geç kalacağız." dediğinde sanki yeni uyanıyormuş gibi gözlerimi açtım ve çatallı tutmaya çalıltığım sesimle cevap verdim.
"Uyuyordum ben bir kere." dediğimde yatakta karşıma oturdu ve her zamanki ukala gülümsemesiyle konuşmaya başladı.
"Ahh bebeğim seni bu dünyada en iyi tanıyan insana yalan söylemeye çalışman komik. Hadi itiraf et sen de beni hissetmeden uyuyamıyorsun."

"Hiçte bile!" diye çemkirdiğimde Selim kahkaha attı



"Hiçte bile!" diye çemkirdiğimde Selim kahkaha attı.
"Evli, iki çocuklu kadınsın bu tavırlar sana hiç yakışıyor mu?" dediğinde dik dik yüzüne baktım. Vazgeçtim bana adım falan atmasın. Pis ukala ne olacak! Kaç gündür beyefendinin seninle konuşmasını bekle, sonra da karşılaştığın muameleye bak! Haklı olduğu yerler olabilir ama konumuz bu değil!
Hazırlandıktan sonra Nermin teyze ve Belgin hanımı sıkı sıkı tembihleyip terapi için yola çıktık. İkinci kez oğullarımı evde bırakıp dışarı çıkıyordum. Aklım sürekli onlardaydı. Ek gıdaya çoktan başladığımız için emzirme sıkıntısı çekmiyordum Allahtan. Eve süt sağıp bırakmak da bana kendimi damızlıkmışım gibi hissettirirdi. O aleti ilk gördüğümde hiç sevmemiştim.
Bu terapi işini Selim'in başına ben sarmıştım ama gitmeyi hiç sevmiyordum. Kadın aklımı okuyormuş gibi geliyordu bana. Söylediği her şey nokta atışıydı resmen. Bu da ikimizin de işine gelmiyordu tabi ama terapiyi ben almadığım için sorun etmiyordum.
Binaya girdiğimizde Selim elimi sıkı sıkı kavradığında şaşırmıştım. Normalde de böyle davranırdı ama aramızın limoni olması ve gittiğimiz yerde kadınların olmasından dolayı elimi sahiplenmesini tuhaf karşıladım.
Selim Gülnur hanımın bizi beklediğini söyleyen asistanına sahte bir gülücük gönderdikten sonra odaya geçtik. O kadın Selim'e mi bakıyordu ne? Biz hole girdiğimiz zaman gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi gözlerini Selim'den ayırmadan ona bakıyordu. Beni fark etmemişti bile. Bana da aferin yani. Sen git böyle tıynetsiz bir kadının olduğu yere kocanı tek başına gönder. Neyse ki bu konuda Selim'e güvenim tamdı. Elimi de bu yüzden tuttuğundan da emindim.
İçeri geçtiğimizde küçük bir sohbet ettikten sonra Gülnur hanım ikimizle ayrı ayrı konuşmak istediğini söylediği zaman Selim dışarı çıkmaya yeltendi. Ben de hemen yanına gidip ona uyarımı yaptım.
"Holde bekleme, girişte bekle hatta binanın dışına çık, Gülnur hanım çağırdığı zaman ben seni ararım."
"Hmm neden? Holde bekleyeyim işte. Hem Gülnur hanımın asistanı da var sıkılmamış olurum."
"Bana bak eğer seni o kadınla sohbet ederken görürsem fena olur!"
"Senin dediğin gibi olsun kıskanç karım. Sonuçta ben karısının sözünü her zaman dinleyen bir erkeğim." dedikten sonra Gülnur hanımın bize bakmadığı yerde dudaklarıma kısa bir öpücük kondurup 'görüşürüz' diyerek çıktı. Ben de arkasından dalgın dalgın baktığımı Gülnur hanımın genzini temizleme sesinden sonra farkettim. Akıl mı bırakıyordu insanda bu adam canım!
Gülnur hanımla sohbet ederken sürekli çocuklardan konuşuyordum. Kendimi Hazar'ın Aras'ı ne zaman kucağıma alsam ağlamasından, Aras'ın babacıl olmasına kadar her şeylerini anlatırken bulmuştum. Gülnur hanım beni dinledikten sonra konuşmaya başladık. İşte asıl terapi şimdi başlıyordu ben de gerim gerim gerilmiştim.
"Peki eşinizle aranızdaki ilişki ne düzeyde? Bir ilerleme kat ettiniz mi?"
"Aslında iyi gidiyorduk ama ben okuluma devam etmek istediğimi söylediğim zaman Selim yine delirdi. O günden beri limoniyiz. Okula gidersem onu aldatacağımı düşündüğünü söyledi inanabiliyor musunuz?"
"Anlıyorum. Peki Selim beye karşı ne tür duygular besliyorsunuz? Eğer imkan verilse ayrılır mıydınız?"
"Yani çocuklarımın babası sonuçta. Her gün gördüğünüz, aynı yatakta uyuduğunuz insandan nefret edemiyorsunuz. Diğer sorunuza gelecek olursak da Selim çok büyük bir hata yapmadığı müddetçe ayrılmayı düşünmem sanırım. Babasız çocuk büyütmek istemem. Onlar benim her şeyim."
"Yani bundan Selim beye aman aman bir duygu beslemediğiniz anlamını çıkarıyorum doğru mu?"
"Evet ona karşı o tür duygular beslemiyorum. Tamamen alışkanlık." deyip gözlerimi kaçırdım. Birazcık yalan söylemiş olabilirdim ama birazcık.
"Leyla hanım bence artık açık konuşalım. Siz eğer Selim bey ile ilişkinizi daha iyi bir seviyeye getirmek istemeseydiniz ona yardım alması gerektiğini şart koşmazdınız değil mi?"
"Nasıl yani anlamadım?"
"Bakın Leyla hanım siz kocanızı sadece çocuklarınızın babası olarak görseydiniz böyle bir talepte bulunmazdınız. İyi bir baba olması sizşn için yeterli olurdu. Ama siz aynı zamanda onun iyi bir eş olmasını da istiyorsunuz ve ona karşı bir şeyler hissetmeseydiniz kestirip atardınız yanılıyor muyum?" dediğinde ensemden bir ter damlasının sırtıma doğru indiğini hissettim. Neden bir bahane uydurup bu terapiden kaçmamıştım ki?
"Ordan bakınca öyle gibi görünüyor fakat" dediğimde sözümü kesti.
"Öyle görünüyor çünkü zaten öyle Leyla hanım. Siz bütün ilginizi çocuklarınıza yönlendirerek duygularınızı arka plana atıyor ve o duygulardan kaçıyorsunuz. Selim bey size karşı olan duygularını gizleme gereği duymuyor ama onun da sizin sevginizi hissetmeye ihtiyacı var. Bütün bu hırçınlıklarının korkularının temelinde sizden beklediği sevgiyi görememesinin yattığını düşünüyorum."
"Bunu bana nasıl söylersiniz! Selim ile ne şartlar altında evlendiğimizi, evliliğimiz boyunca bana yaşattıklarını tek tek anlatmışken nasıl oluyor da beni suçluyorsunuz!"
"Sizi suçlamıyorum Leyla hanım. Ama ikinizin de bu terapiye gelme amacı bu. Sadece sizden duygularınızın önüne ket vurmamanız gerektiğini söylüyorum. Bunu denediğiniz zaman sonuçlarına siz bile inanamayacaksınız. Kin beslemek size bir şey kazandırmaz. Hem az önce kocasının öpücüğünden sonra arkasından dalıp giden kadın hiç de sıfır hislere sahip birine benzemiyordu." dediğinde kulaklarıma kadar kızardığımı hissediyordum. Ama ona bugün her şeyi açık açık söyleyemezdim. Ben bile kendime birazını itiraf etmişken bir başkasıyla bunu paylaşamazdım.
Çünkü zaman zaman duygularımdan tam emin olamıyordum. Onu görünce heyecanlanıyordum kabul, beni sevmesi hoşuma gidiyordu ona da kabul ama ya bunları ben Selim'i sevmek istediğim, kendimi buna mecbur hissedip zorladığım için hissediyorduysam? Sanırım bunun cevabını öğrenebileceğim bir özgürlüğü Selim bana asla tanımayacağından, bunun cevabı her zaman muallakta kalacak gibiydi.
Gülnur hanım Selim ile biraz sohbet ettikten sonra tekrar üçümüz konuşup terapiyi sonlandırmıştık. Şimdi eve giderken Selim'in yüzü sirke satıyordu. Gülnur hanım da okuluma devam etmem konusunda beni haklı bulmuş bir şekilde Selim'i ikna etmeyi başarmıştık. İçimden zafer naraları atarken bunu Selim'e belli etmemeye çalışmak benim için çok zordu ama olsun.

 İçimden zafer naraları atarken bunu Selim'e belli etmemeye çalışmak benim için çok zordu ama olsun
Onun bu yüzünün haline gülmemek için dudaklarımı ısırmaktan yara yapmıştım.
"Tutma kendini, gül gül. Senin o okulda karşı cinsinden biriyle konuştuğunu göreyim ben de çok güzel güleceğim. Bak bu ilk ve son. Kendini nikah masasında bulmana benzemesin. Oku bakalım. Sonra da çalışmak istiyorum diyeceksin."
Selim böyle konuşuşuyordu ama ben duymuyordum bile. Okuluma devam edebilecektim ötesi var mıydı? Artık basiretsiz kimsesiz, çaresiz Leyla olmak zorunda kalmayacaktım. Hiçbir olmasa bile o güveni hissetmek bile bana yeterdi. Yıllardır yaşadığım aciziyetimden azat olmuştum. Gerekirse yemeyecek içmeyecek uyumayacak ve o okulu bir an önce bitirecektim. Kimseyle arkadaşlık dahi etmeyeceğime dair söz almıştı benden. Ben de elimden geldiğince bu sözde duracaktım. İmkansızlıklarım içindeki imkanlarımı sonuna kadar değerlendirecektim.
Evin önüne geldiğimizde aynı anda abimin de arabası bizle birlikte durdu. Şuan şehir dışında olması gerekirken neden bizdeydi ki? Hayır olsun inşallah deyip arabadan indim. Abim de inmiş sallanıyordu. Gündüz vakti içmiş miydi yani? Neden?
Beni görünce konuşmaya çalışıyor ama sanki kelimeler ağzından çıkmıyor gibiydi.
"Leyla Elif" dedi gerisini getiremedi. Selim'le birbirimize baktığımızda ikimiz de ne olduğunu biraz anlamıştık.
Selim abimi omzuna atıp içeri taşıdı. Banyoda elini yüzünü yıkatırken ben de kahve yapmak için mutfağa geçtim. Abim kahveyi de içtikten sonra biraz kendine gelmişti. Anlatmaya başladı.
"Ben şehir dışında toplantıdayken bir telefon geldi. Erhan kardeşim dediğim dostum kaza geçirmiş. Apar topar gece uçağa atladım buraya geldim" dedikten sonra derin bir nefes alıp devam etti gözleri dolu doluydu.
"Sabah hastanedeyken Elif bir adamla hastaneye geldiler. Yanlış yorumlamak istemedim sonra ikisi baş hekim yazan  odaya girdiler biraz bekledikten sonra ben de girdim. Elif'in geldiğimden  haberi yoktu zaten. Odaya girdiğimde Elif adamın kucağında" dedi gerisini getiremedi.
"Sonra adamı bir güzel benzettim bizi zor ayırdılar. Ne yaptığımın neler olduğunun farkında bile değildim. Sahile gidip sarhoş olana kadar içtim. Sonra işte burdayım." dediğinde tükenmişti. Koltukta uyuya kalmıştı. Abimin yıkılışına an be an şahitlik ediyor hiçbir şey yapamıyordum.

Benim yüzümdendi. Elif'i ailemize ben musallat etmiştim. Bunun hesabını ödeyecekti, benim de adım Leylaysa bunu ona ödetecektim.!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...