Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 5

Babama açıklama yapmaya ve itirazlarımı sunmaya devam ettiğim son bir ayda babamın düşüncelerinde en ufak bir değişiklik oluşturamamıştım. Bugün aile arasında yüzük takmak için bize geleceklerdi ve ben kendimi kapana kısılmış gibi hissetmekten alıkoyamıyordum.
Bu işe sadece kardeşim Yiğit şaşırmamıştı. İlk duyduğunda "biliyordum zaten, ilk gördüğüm an anlamıştım." demişti. Anlaşılan zorla sözlendiğimi bilmiyordu. Öyle bilsin istedim. Kimsenin beni savunmasına, aile içinde daha çok karışıklık çıkmasına tahammülüm yoktu. Hem babamı ben ikna edemezsem kimse edemezdi.
Akşam için pudra dizlerimde biten bir elbise giymiştim. Abartmaya özenmeye gerek yoktu. Yaşıtlarımdan kaçı benim düştüğüm duruma düşüyordu acaba diye düşünmeden edemedim. Makyajımı yaparken odaya halam geldi. Beni beğeniyle süzdüğünde gözleri nemliydi sanki. Çok anaç bir kadındı halam, bizi öz çocuklarından ayırmazdı. Evlilik konusunu ilk duyduğunda ben bir şey demeden karşı çıkmış sonra babam ne söylediyse kabullenmişti.
Bana sarılıp ''çok güzelsin'' dedi. Ellerini omuzlarıma koyup ''bu yaşta yaşadıkların belki çok ağır ama sen güçlü olgun bir kızsın Leyla. Babanın haklı sebepleri var onu da anlamalısın kızım. Hem Selim'in ailesi tanıdığımız bildiğimiz iyi insanlar. Babanın da benim de içimiz rahat, senin de olsun. Zaten önünüzde uzun bir zaman var ben birbirinize alışacağınızı düşünüyorum'' dediğinde halamdan da umudu kesmiştim. Niye evlenmem bu kadar hayat memat meselesiymiş gibi davranılıyordu anlam veremiyordum.
Gülümseyerek ''umarım'' dedim ve saç makyaj işlemine devam ettim. Aile arasında olsun istemiştim. Elif'in bile haberi yoktu. Açıklama yapmak nasihat duymak istemiyordum. Nasılsa bir şekilde bu işten sıyrılacaktım.
Kapı sesi duyduğumda ailecek kapıya yöneldik. Selim elinde çiçek ve çikolatayla komik görünüyordu bana göre. Bana ve halama ayrı ayrı çiçek almıştı düşünceli çocuk(!). İçeri geçtiklerinde babam ve Edim amca gayet keyifliydi. Babamın amcamla bile bu kadar samimi ve içten konuştuğunu görmemiştim. Halam ve Selma teyze sürekli beni muhabbetlerine dahil etmeye çalışıyor. Sık sık iltifat ediyorlardı. Selim'in ise gözlerinde zafer pırıltıları gördüğüme yemin edebilirdim. Yüzümü incelerken bakışları elbiseme yöneldiğinde kaşlarını çatıp huzursuzca kıpırdandı.
Aile arasındaydık ve elbisenin boyu gayet uygundu. Selim'in bundan bile rahatsız olması beni germeye yetmişti. Hastalıklı derecede kıskançtı bunu beni kardeşimden dahi kıskanmasını göz önünde bulundurarak rahatlıkla söyleyebilirdim. Aile içinde olduğumuz için sesini çıkaramıyor ama bakışlarıyla beni kendince uyarmaya çalışıyordu.
Kahve faslına geldiğimizde halamla mutfağa geçtik. Aslında asla kahvesine tuz  koymak gibi bir düşüncem olmamıştı. Hatta koyanları komik bile buluyordum. Ama içimden ona lezzetli bir kahve ikram etmek gelmiyordu. Bu yüzden onun kahvesine tuz ile karabiber koydum. Gönül isterdi ki birazcık da zehir ilave edeyim ama onun gibi birinin katili olup vicdan azabı çekmeme değmezdi. Halam gülerek bana olumsuz anlamda başını salladığında önemsemedim. Elime ne geldiyse bol bol koydum.
Kahveleri dağıtırken Selim biraz oyalanarak göz kırpıp kahvesini aldı. Bana tebessüm ederek bakıyordu. Birazdan da böyle gülebilecek miydi merak ediyordum. Selim kahveyi eline aldı önce kokladı hafif yüzünü buruşturdu ama neredeyse saliselik diyebileceğim bir zamanda yaptığı için benden başka kimse fark edemezdi. Sonra gözlerimin içine bakarak tek seferde kahveyi bitirip fincanı sehpaya bıraktı. Yanındaki suyu bile içmemişti.
Şuan deli gibi o suyu içmek istediğinin farkındaydım ama erkekliğine leke sürdürmemek için kendince mücadele ediyordu. Beyaz teni kızarmaya başlamıştı bile. Yanına eğilip ''su iç istersen bu kadar kasmana gerek yok'' dediğimde iyiye yaklaşıp ''zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır güzelim içmeyeceğim'' dediğinde çığlık atmamak için kendimi zor tuttum.
Benim gözümde istediği oyuncağın alınması için tutturan çocuktan bir farkı yoktu. Bir an önce büyüyüp benden vazgeçmesini umuyordum.
İsteme gerçekleştikten sonra babam yüzüklerimizi takıp ikimizi de öptü. Bizde büyüklerimizin ellerini öpüp yerimize oturduk. Bir evlilik hayalim yada evlenme teklifi hayalim hiç olmamıştı ama bu şekilde olması en son isteyeceğim şey bile değildi. Taktığım yüzük sanki boğazımı bir el sıkıyormuşcasına beni boğuyordu.
Edim amca söze girip ''Selim üniversiteyi yurt dışında okuyacak geldiği zaman Leyla kızımız da üniversite öğrencisi olur, ne zaman evleneceklerine birlikte karar verirler artık'' dediğinde mutluluktan ağlayacaktım. Selim 4 yıl yoktu. Yurt dışında güzel kızlar görüp onlardan birine aşık olması için her gün dua edecektim.
Edim amca daha sonra ''Leyla kızımıza da bu yurt dışı işi sürpriz oldu, size de uygunsa içeride baş başa konuşsunlar '' dediğinde babam olumlu anlamda başını salladı.
Selim ile odama geldiğimizde kapıyı kapatıp bana sıkıca sarıldı. Kemiklerim birbirine geçmişti. Kokumu içine çekip ''Az kaldı güzelim seni rahat ettirmek için geleceğimiz için gitmek zorundayım. Gerekirse hem okuyup çalışacağım, yuvamızın her taşında emeğim olacak. Her şey bittiğinde baş köşesinde sen olacaksın. Günü birlikte kaşılayıp, geceye birlikte gözlerimizi yumacağız." Sonra gözlerimin içine bakarak elimi kalbinin üzerine koydu. ''Bir süre uzak kalacak olsak da burası ben nefes aldıkça senin ve senden başka hiçbir kadının izi dahi olamaz güzelim." deyip avucumun içini öptü.
''Daha fazlası için evlendiğimiz günü bekliyor olacağım, hiçbir şey için endişelenmene gerek yok. Seni fırsat buldukça arayacak ellerimi üzerinden çekmeyeceğim. Sen de hal ve hareketlerine dikkat edeceksin. Hiçbir erkeğe selam dahi vermeyeceksin, açık saçık etek elbise falan giyinmeyeceksin, bir yanlışını görmeyeceğim Leyla yoksa 18. yaş gününde kendini nikah masasında buluverirsin.''
Ağzım şaşkınlıktan açılırken işaret parmağımı kaldırıp ''sen beni tehdit mi ediyorsun, umurumda bile değilsin bana karışamazsın'' dedim.
Beni kapı ile kendi arasına sıkıştırıp çenemi eliyle kaldırıp gözlerini gözlerime dikti. ''Karışırım Leyla'm unuttun mu sen benimsin. Hem ben tehdit etmem sadece sana olacakları söylüyorum, yapacağımı biliyorsun. Bu kalp bana ait olacak Leyla'm kendini bana hazırla. Seni benden çok kimse sevemez o yüzden bu güzel gözlerin benden başkasına kör olsun. Seni önce Allah'a sonra kendine emanet ediyorum. Bana gelinliğin ile geleceğin günü iple çekiyor olacağım."
Verecek bir cevap bulamadım. Versem bile anlamak istemeyecekti. Kafasında kurduğu bir piyes vardı ben de o piyesin baş rolünde yer alıyordum. En azından gidiyordu moralimi bozmayacaktım. Gün doğmadan neler doğardı...

*Düzenlenmiştir.*

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...