Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 6

Selim'in gidişinden ve sözlenişimin üstünden üç ay geçmişti. Kendimi prangalarından kurtulmuş biri gibi hissediyordum (neredeyse). Kimseye sözlendiğimden bahsetmedim, ama okulda Selim'in yandaşları tarafından gözlendiğimin farkındaydım. En ufak bir şeyde haberim gidecekti ve bu beni diken üstünde hissettiriyordu. Resmen zift gibi üzerime yapışmıştı ne yapsam kurtulamıyordum. Kendisi olmasa gölgesi yetiyordu. Her gece muhakkak arıyordu. Açmazsam soluğu burda alacağından emindim. Allah'tan dünyanın öbür ucundaydı da sürekli gidip gelme imkanı yoktu.
Her akşam anı terane ''Ne yapıyorsun? Rahatsız eden var mı? Giyimine kuşamına dikkat ediyor musun? Seni özledim, seviyorum vs..''
Benim sevgi anlayışım bu değildi. Sevgide zorlama olmamalıydı. Sevdiğin kişinin mutluluğuyla bile mutlu olunabilmeliydi.
Selim bunu yapamıyordu. Onun sevgisine de zerre inanmıyordum. Onunki takıntıydı. Ben hayır dedikçe işi inada bindirmişti.
Selim'in Ağzından
Üç aydır Leyla'mı görmüyordum. Odasından aldığım buluzunun kokusu da gitmişti. 7/24 haberlerini alıyordum. Telefonumun her mesaj sesinde Leyla'mdan haber mi var diye heyecanlanıyordum. Gecem de gündüzüm de Leyla'ydı benim için. Çok güzeldi. Birinin onu görüp de beğenmemesi imkansızdı. Onun da birine gönlü kayar diye sürekli diken üstündeydim. Gönlünü de gönlündekini de mahvederdim kendimi biliyordum. Konu Leyla'msa ben ben olmaktan çıkıyordum.
Okulundaki kızlar fotoğraflarını çekip bana mail atıyorlardı. Bu sayede biraz olsun özlemimi dindiriyordum.
****
Kendimi geliştirmek Leyla'm ve benim geleceğimiz için okulla birlikte ayrıca staj programına kaydolmuştum. Akşamları da barda barmenlik yapıyordum. Bahşişlerle birlikte güzel kazanıyordum ve hepsini yatırım için ayırıyordum. Kadınlar beni görünce bahşişi bol tutuyorlardı. Bu sayede iyi kazanıyordum. Ama barda çalışmanın en kötü tarafı içkiyi fazla kaçırdığımda karşımdaki kadınları Leyla zannetmemdi. Kalktığımda kendimi bir kadının yanında bulduğum çok oluyordu.
Uyandığımda yanımdaki kadını yine Leyla zannedip sarıp sarmalamıştım anlaşılan. Ona bir an önce kavuşmak için günleri sayıyordum. Başka kadınları değil onu sarıp sarmalamak istiyordum. buradaki kadınların hepsi hiçbir şey yapmadan insanın içine düşüyorlardı resmen. E tabi benim de yakışıklı olduğum su götürmez bir gerçekti. Yine de Leyla'mdan başka bir kadınla olmaktan hoşlanmıyordum. Bir an önce sesini duysam iyi gelecekti.
Yine aklıma geldiğinde kendime çok az kaldığını bir kez daha hatırlattım. Bir kez kavuştuktan sonra bir daha hiç ayrılmayacaktık. Leyla'm benim asi ve hırçın kızımdı. Onu ehlileştirmek eğlenceli olacaktı.
4 Yıl Sonra
Okulun kafeteryasında kuzenlerim Beren ve Cansu'yla laflıyorduk. Ben mimarlık ikinci sınıf Beren ve Cansu da hukuk birinci sınıflardı. Elif de muradına ermiş Hacetttepe'yi kazanmıştı. Sayelerinde pek yalnızlık çekmiyordum. Arkadaşlık konusunda seçiciydim aslında yalnızlığı da kendimle vakit geçirmeyi de seviyordum. Bol bol kitap okuyordum.
Gözlerim kafeyi turlarken aradığını bulmuşcasına bir yerde takılı kaldı.
Mehmet...

Bana bir  kalbim olduğunu hatırlatan yegane adam
Bana bir  kalbim olduğunu hatırlatan yegane adam. Ne zaman onu görsem konuşsak elim ayağıma dolaşıyordu. Üst sınıflardaydı ama ortak derslerimiz vardı. Selim'in korkusundan rahat rahat konuşamıyorduk. Sürekli ondan kaçmak zorunda kalıyordum. O da benden hoşlanıyordu bakışlarından konuşmalarından yeterince belli ediyordu ama koca bir ama vardı işte...
Ben bunları düşünürken Mehmet çoktan yanımıza gelmişti bile.
''Selam kızlar''
''Selam Mehmet, bizim dersin başlamasına 10 dakika kaldı hadi biz kaçtık'' Diyerek Beren ve Cansu yanımızdan ayrıldılar. Bizi yalnız bırakmak için bahane buldukları gayet belliydi.
Mehmet bana dönüp ''sen benden kaçıyor musun Leyla yoksa bana mı öyle geliyor?'' diye direkt olarak lafa girdi. 'O kadar belli oluyor mu ya' dememek için kendimi zor tuttum. 
''Hayır tabi ki öyle bir şey yok''
''O zaman bu akşam yemeğe gidelim mi?'' dediğinde bir yanım deli gibi gitmek isterken bir yanım korkuyordu. Bir kez olsun kalbimin sesini dinlemek istedim. Mehmet'e ne hissettiğimden emin olmak. Çünkü her kalp çarpıntısı aşk değildi. Bu yüzden yemek teklifini kabul ettim, numaralarımızı aldık.
Selim de birkaç gündür aramıyordu. Artık vazgeçeceğine dair ümitlerimi tükenmek üzereydi. Beş ayda bir geliyor her geldiğinde duygularını daha yoğun ve bunaltıcı olarak gösteriyordu. Neyi ne zaman yaptığımı benden bile daha iyi bilip hesap soruyordu. Ama uzakta olduğu için tolere edebiliyordum en azından.
Eve geldiğimde Mehmet'in beni almasına 2 saat vardı hemen hazırlanmaya başlamalıydım. Hızlıca bir duşa girip çıktıktan sonra makyajımı yapmaya başladım.

Dolabımdan da siyah kurtarıcı elbisemi bulup giydikten sonra hazırdım
Dolabımdan da siyah kurtarıcı elbisemi bulup giydikten sonra hazırdım.

 Mehmet aşağıda olduğuna dair mesaj attığında parfümümü sıkıp çantamı alıp aceleyle evden çıktım
Mehmet aşağıda olduğuna dair mesaj attığında parfümümü sıkıp çantamı alıp aceleyle evden çıktım.
Mehmet gözleri ışıl ışıl bir şekilde bana bakıyordu. Hoşlandığın kişi tarafından beğenilmek çok güzel hissettiriyordu. Aslında karşılıklı olmak kaydıyla bu his çok güzeldi.
Mehmet benim için Selim'in olamayacağı her şeydi. Ve birbirlerinden taban tabana zıtlardı. Belki de bilinç altım özellikle onu seçmişti. Selim'in sarıya dönük kumral saçları varken Mehmet'in saçları gece gibi simsiyahtı. Selim'in koyu mavi gözleri insanı ürpertirken Mehmet'in koyu kahve gözleri insanın içini ısıtıyordu.

Birlikte yemek yiyeceğimiz yere geldiğimde şaşırmıştım
Birlikte yemek yiyeceğimiz yere geldiğimde şaşırmıştım. Boğaza nazır lüks bir yerdi. Halbuki ben böyle abartılı şatafattan hiç hoşlanmazdım. Yine de erken karar vermeyecektim.
Mehmet ile pek çok ortak noktamız vardı esprili kültürlü anlayışlı biriydi. Yani Selim'in olamadığı her şeydi. Onunla Selim'i karşılaştırmam kesinlikle bile Mehmet'e büyük hakaret olurdu.
Mehmet arkadaşlığımızı ileri taşımak istediğinde tereddütte kalmıştım.
"Şimdilik sadece birbirimizi tanısak olmaz mı Mehmet?" dediğimde kabul etti.
Selim'den çok babamdan çekiniyordum ama Mehmet'e aşık olursam babam da kabul ederdi belki diye düşünüyordum.
Mehmet beni evime bıraktığında içimdeki sıkıntıyı atamıyordum. Kendimi Selim'e ihanet etmiş gibi hissediyordum. Halbuki onun bana daha kötü şekilde ihanet ettiğine yüzde yüz emindim -ki bu benim umrumda bile değildi- yine de o sıkıntı geçmiyordu.
••••
Yemek yediğimiz günden sonra sürekli Mehmet'le telefonla görüşmüş birbirimizi tanımaya çalışmıştık. Ona karşı ne hissettiğime tam emin olamıyordum. Bugün de tekrar yemeğe çıkıp kararımı söyleyecektim.
Birbirimizi tanımaya çalışırken şatafattan hoşlanmadığımı belirtmiştim, Mehmet de bunu unutmamış olacak ki bu sefer daha mütevazi bir yer tercih etmişti.
Biz flörtleşerek yemeğimizi yerken restoranın giriş tarafında bir karmaşa vuku bulmuştu.
Başımı o yöne çevirdiğimde nutkum tutuldu.
Selim yüzünde öldürücü bir ifade ile buraya doğru geliyordu...

*Düzenlenmiştir.*

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 39

Kudret'i soruş şeklinden anladığım üzere onu erkek, hatta yasak bir ilişki yaşadığım adam zannediyordu. Gözlerinde gördüğüm delici bakışlardan sorusunun yanıtını beklediğini biliyordum ama artık benim ona verebileceğim tüm cevaplarım tükenmişti. Hâlâ bana karşı yenemediği güvensizliği ile tekrar karşılaşmak benim için beklemediğim kadar sarsıcı olmuştu. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim hep aynı noktada tökezlememizin nedeni kesinlikle ben değildim. "Cevap versene bana! Bak! Aşığının attığı mesaja bak! 'Aşkım kocan olacak adamın yanından ne zaman ayrılıyorsun? Beklemekten ağaç oldum' Ne demek lan! İkiniz de birbinizden daha midesizsiniz! Senin evli olduğunu bile bile! Lanet olsun sana! Nasıl da inandırdın beni sevdiğine! Bitti artık! Çocukları unut! Beni unut! Hatta dünyayı unut! Bundan sonra görüp görebileceğin tek yer alt kattaki ardiye odasının soğuk duvarları olacak!" dediğinde ifadesiz tutmak için binbir çaba harcadığım yüzümle ona bakıyordum. "Bitti ...