Ana içeriğe atla

SAPLANTIM BÖLÜM 7

Biz Mehmet ile yemek yerken Selim fırtına gibi yanımıza geliyordu. Ne yapacağını az çok kestirebiliyordum ama önlemek için yapabileceğim hiçbir şey yoktu.
"Laaaaaaaaan!"
Mehmet'i tuttuğu gibi kaldırıp ardı ardına yumruklarını savurmaya başladı. Mehmet'e kendini toparlayıp savunmasını yapacak süreyi bile tanımıyordu.
"Lan sen kimin sözlüsüyle yemeğe çıkıyorsun ulan! İkinizi de öldürürüm! Allah şahidim olsun parçanızı bile bulamazlar! Leyla'dan uzak duracaksın duydun mu beni, bak bu söylediğim lafta değil seni öldürürüm anladın mı!" dedikten sonra ölümcül bir hızla bana döndü.
"Yürü Leyla" kolumdan tutup çıkışa doğru götürmeye başladı. Bir şey demeden arabaya bindirip hızlı bir şekilde sürüyordu. Ben koltuğa adeta sinmiştim. Gözleri sinirden kıpkırmızıydı. Onu ilk defa böyle görüyordum. Arabayı metruk bir yerde durdurup "in" dedi.
Birlikte arabadan indiğimizde Selim ileri geri yürüyerek kendini sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Beni aldattın Allah kahretsin beni aldattın Leyla!"
" Ne aldatması Selim aldatmak için ilk önce birlikte olmamız gerekmez mi? Zorla ite kalka küçücük yaşta parmağıma bir yüzük geçirdin diye senin mi oldum yani? Hiç bana sordun mu sen!"
" Gene saçmalamaya başladın Leyla bu yaptığın yanına kalmayacak. Hemen büyük bir törenle nişanımızı duyurup ardından evleneceğiz. Sana fazla müsamaha gösterdim. Ben orda çalışırken sen burda elin herifleriyle aşna fişna peşindesin. Ulan sırf sana bir an önce kavuşmak için gecemi gündüzüme katayım, uçaktan iner inmez ailemi bile görmeden yanına geleyim sonra karşılaştığım manzaraya bak! Leyla hanım gözümün önünde elin herifinin arabasına binip romantik bir yemeğe çıkıyor. Ulan gözlerimle gördüğüm halde konduramadım sana. Acaba dedim, yanlış gördüm dedim. Ama sen arkamdan iş çevirmekte bir sakınca görmedin. Hâlâ gözümün içine baka baka aldatmadım diyebiliyorsun! Ben sana dedim en ufak hatanda kendini nikah masasında bulursun dedim. Bunu sen istedin Leyla. Artık okul falan da yok git dondurur musun kaydın mı sildirirsin ne yaparsan yap, bir an önce evleneceğiz."
"Senin ağzından çıkanları kulağın duysun ben elin adamlarıyla aşna fişne yapmıyorum. Mehmet ile sadece bir kaç kez yemek yedik bu kadar. Okuluma da devam edeceğim bu evlilik de olmayacak. Yeter artık!"
"Öyle mi! Sen kendini kandırmaya devam et Leyla kendini nikah masasında bulunca anlayıp inanırsın. Daha bir de seni o herifin olduğu okula mı gönderirim zannediyorsun!"
Derin bir nefes alıp yüzüne baktım.
"Neden ben ha söylesene? Seni sevmeyen birisi için niye bu ısrar? Senden daha çok nefret edeceğimi görmüyor musun? İstediğin, seni seven birisi ile olmak varken bu ısrarın niye?!"
"Çünkü seni başkasının yanında görmektense, benden nefret dahi etsen yanımda olmanı tercih ederim. Başka bir erkeğin adı ile yan yana anılmana dahi tahammülüm yok. Ben sana geri dönüşü olmayacak şekilde SAPLAN-DIM güzelim."
••••
Selim beni eve bıraktığında enkazdan farkım yoktu. Ne yani birkaç gün beni aramadığında unutmuş mu olacaktı? Aptal kafam. Kurtulmaya çalıştıkça daha da batıyordum. Babam da yoktu. Bir aydır abimin başına gelenlerle uğraşıyordu. Selim Mehmet'i babama söylemeyecek bu evliliği ikimiz de istiyor muşuz gibi gösterecektik. Babamın da Mehmet olayına bakış açısının Selim gibi olacağını az çok tahmin edebiliyordum. Annemle kıskançlık yüzünden az tartışmamışlardı. Onun gözünde Selim'i haklı göreceği bir konuma düşemezdim.
Mehmet, sahi o nasıldı? Onu öyle bırakmak zorunda kalmıştım. Benim aptallığımın ceremesini bir de ona çektirmiştim. Hakkımda ne düşünmüştü ne düşünecekti kim bilir.
Zamanla ona olan kalp çarpıntımın basit bir hoşlantı olduğunu fark etmiştim. Mehmet'i tanıyınca yanında rahat hissediyordum bu kadardı. Ama hislerimden emin olmamamış olsaydım bir ömür belki de içimde ukde kalacaktı.
***
Selim ile okula kaydımı dondurmaya geldik. Elimi bir an bile bırakmıyor sanki herkese gözleri ile 'o benim' diyordu.
Yarın nişanımız vardı. Kim var kim yok herkes davet edilmişti. Selim işlerini ayarladıktan sonra üç ay içinde de evlenecektik. Zaten o iş yüzünden şuan bu haldeydim.
Selim okulu bitirdikten sonra bir yıl kadar bu işle uğraşmıştı. Türk ortakları olan bir lojistik firmasına o da ortak olmuş iş deneyimleri sayesinde bir çok büyük iş bağlamış, o lojistik firmasını bir yılda çok iyi yerlere getirmişti. Benim Mehmet ile yemeğe çıktığım günün sabahında firmanın Türkiye ayağını yönetmeye gelmiş akşam da beni Mehmet'in arabasına binerken görmüş takip etmişti.
Bu olaylar silsilesi bugün beni buraya getirmişti. Okulu gözlerimle taradığımda Mehmet'i göremedim. Ama kulağına gideceğinden emindim.
Öğrenci işlerindeki kadının 'kaydımı neden dondurduğum' sorusuna Selim'in pişkin pişkin 'evlilik' demesiyle iyice çileden çıkmış gibi hissediyordum.
****
Nişan için hazırlanmaya başlamıştım. Tercihimi siyah bir elbiseden yana kullandım. Elbisenin de dekoltesi Selim'in onaylamayacağı kadar açık ve transparandı. Bilerek böyle seçmiştim. En azından tepkimi böyle koyabileceğimi düşünüyordum.

 Saçlarımı dalgalı ve açık bıraktığımda hazırdım
Saçlarımı dalgalı ve açık bıraktığımda hazırdım. Selim de geldiğinde el ele salona girdik. Girişte konfeti yağmuruna tutulup ilk dansımızı yapmak için piste ilerledik. Selim elini nazikçe belime yerleştirdiğinde benim için anlamsız olan dansımızı etmeye başladık.
''Sende bir matem havası sezinliyorum. Elbiseni de bugünlük mazur görüyorum. Şuan gözümde meleklerden farkın yok, çok güzelsin.
''Keşke bende aynı şeyleri senin karakterin için söyleyebilseydim. Dışı parlak içi kurtlu elma şekerinden bir farkın yok benim için.''
''İğnelemelerin bile senin gibi zarif güzelim, bir kez daha ne kadar doğru bir tercih yaptığımı hatırlatmış oldun.''
Dans müziği bittiğinde davetlilere hoşgeldiniz demek için pistten ayrıldık. Çok kalabalık olmasına rağmen samimi bir kalabalıktı. Genelde herkes sevdiğim kimselerdi. Selim ile birlikte hepsiyle ayak üstü sohbet edip tebrikleri kabul ettik.
Yüzük takılma zamanı geldiğinde Edim amca bu görevi babama vermişti. Aile arasında taktığımız yüzükleri o gün hariç hiç takmadığımdan Selim kendi zevkine göre yeni yüzükler almıştı.

Yüzüklerimiz takıldıktan sonra büyüklerimizin elini öpüp arkadaşlarımızla vakit geçirdik
Yüzüklerimiz takıldıktan sonra büyüklerimizin elini öpüp arkadaşlarımızla vakit geçirdik. Ne zaman yanıma tebrik etmek için bir erkek gelse Selim ona öldürücü bakışlar atıp yanımdan uzaklaştırıyordu.
Nişan bittiğinde bende bitmiştim. Hem psikolojik olarak hem de bedenen kendimi çökmüş gibi hissediyordum. Selim Mehmet olayından sonra iyice paranoyaklaşmış üstüme daha çok gelmeye başlamıştı.
*****
Düğüne iki hafta kalmıştı bugün ev için eşya bakmaya gidecektik. Benim isteğimle küçük bir daire tutmuştuk. Zaten iki kişiydik yeter diye düşüyordum. Bir de ondan çocuk yapacak değildim. Bir kaç kutu doğum kontrol hapı alıp valizime yerleştirmiş her gün içmeye başlamıştım bile.
Mobilya mağazasına geldiğimizde Selim pek karışmıyordu. Evimiz benim zevkime uygun döşenmeliymiş. Ayrıca alternatif birkaç tane daha takım seçtirmişti sebebini anlayamamıştım ama üstüne çok da düşünmedim.
Mobilyalardan sonra kına gecem için gerekenleri almaya başladık. Sadece kızların olacağı bir eğlence yapacaktık. Selim'de arkadaşlarıyla erkek erkeğe takılacakmış. Önemsemedim istediğini yapabilirdi.
Evin dizilme işini Selim hallettirecekti. Bana sürpriz olacakmış. Zaten yeterince yorulduğum için bu önerisi çok cazip gelmişti. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir dedikleri bu olsa gerekti.
Kına Günü
Kınam için osmanlı modelli bir elbise almıştım. Zaten sadece adı kınaydı. Ben kına sevmediğimden kızlarla gönlümüzce oynayacaktık.

Anı yaşamaya karar vermiştim
Anı yaşamaya karar vermiştim. Selim ile evleniyorum diye kendimi kahretmeyecektim. Hatta en çok ben oynayacaktım.
Bütün gece kuzenlerim ile arkadaşlarımla oynadık. Dünyanın son günüymüşcesine kendimi eğlenceye bıraktım. Yarın büyük gündü.
Artık Selim'in eşi olacaktım....

*Düzenlenmiştir.*

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAPLANTIM ÖZEL BÖLÜM (SON)

Leyla zaten tetikte bir şekilde uyurken kızının beşikten yükselen sesi ile gözlerini açtı. Havanın iyice kararmış olmasına şaşırdı. Sadece akşam yemeğinden sonra üzerine çöken rehavetle biraz dinlenmek istemişti ama günlerdir uyku yüzü görmemiş bedeni onunla aynı fikirde değildi anlaşılan. Saat gece on olmuştu bile. Selim'in çocuklarla ne yaptığını merak etmiyor değildi. Kızını kucağına aldığında bir an önce karnını doyurup onlara bakmak istiyordu. Çünkü ikizleri ihmal etmek en son isteyeceği şeydi. Üçüne birden yetişmek çok zor olsada anne olmak bunu gerektiriyordu. Zaten Selim olmasa hayatta başaramayacağını biliyordu. İkisi de çocuklarının üzerlerine titriyor, hergün yeni bir şeyler öğrenerek anne baba olmayı keşfediyorlardı. Minik kızı uyuduğunda üzerini düzeltip çocuklarının odasına doğru yöneldi. Kapı aralığından gördüğü manzarayla bir kez daha Allah'a şükretti. Aras babasının göğsünde uyuyakalmış bir vaziyetteyken Selim Hazar'ın kırmızı arabalı yatağında Haz...

SAPLANTIM BÖLÜM 42

Birbirimize 'biz ne yapıyoruz?' sorusunu sorduktan sonra ikimizin de aynı şeyi düşündüğünü anladım. Artık bu gece her şey bir netliğe kavuşacak, önceliğimiz ise çocuklarımız olacaktı. Kendimizi bir yana bırakıp ebeveyn olmanın gerçek sorumluluğunu almalıydık. Hazar'ın serumu bittikten sonra çıkabileceğimizi söyleyen doktorla Yağız'ın evinin yolunu tuttuk. Eve vardığımızda bitkince uyuyan oğlumu arabanın arka koltuğuna yatırıp evden gerekli eşyaları almak için yukarı çıktım. Burada çok kalmayacağımızı hissettiğimden midir bilinmez çok da yerleşmemiştik. Bir valiz ve küçük bir çanta neredeyse tüm eşyalarımızı almaya yetmişti. Binadan çıktığımda Selim sessiz olmaya dikkat ederek yanıma gelip valizleri bagaja yerleştirdi. Arka koltukta uyuyan oğlumu tekrar kucağıma aldıktan sonra yolculuğumuza devam ettik. Selim ile dikiz aynasından sık sık göz göze gelsekte bakışlarını kaçıran taraf ben oluyordum. Onu affedip affetmeyeceğimi bilmesem de ailemizin bütün olarak kalması ...

SAPLANTIM BÖLÜM 43

2 Yıl Sonra Sıcaktan bunalmış bir şekilde uyandığımda saat daha çok erkendi. Selim her zamanki gibi uyurken kıskacına almış, nefes alacak alan bırakmamıştı. Üzerine bir şey de giymediği için vücut ısısını daha net hissediyordum. Ondan kurtulmak için hareket ettikçe bir şeyler mırıldanıp daha da sıkı sarılıyordu. Bu böyle olmayacağı için sesimi yükseltip söylenmeye başladım. "Ahh eskiden benim romantik kocam her zaman benden önce uyanıp sonra da tatlı tatlı beni uyandırırdı. Ehh artık sıkıldı tabi. Beni peluş oyuncak niyetine kullanıyor." "Senin romantik kocan bin yıl geçse de senden sıkılmaz. Sadece hamile karısı gece rahatsız olmasın diye kabus gören oğlunu yatıştırdığı için biraz uykusuz" dediğinde hemen doğruldum. "Kim kabus gördü? Beni neden uyandırmadın? Ahh çok mu korkmuştu benim oğlum?" "Sakin ol Leyla'm. Aras görmüş ama tam emin olamıyorum. Bu ilk değil. Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri böyle yapıyor." "Biraz dah...