"Bu ne demek oluyor Selim sen beni buraya mı hapsedeceksin! En başından beri planın buydu, buranın mobilyalarını bile bana seçtirdin. Kendi hapishanemi kendim hazırladım resmen!"
"Şşşt sakin ol aşkım, beni anlamanı beklemiyorum anlayamazsın. Beni anlaman için benim kadar sevmen lazım. Ben seni kendi çocuğumdan kıskanacak kadar çok seviyorum. Yine hasta diyeceksin, takıntılı diyeceksin ama ben buyum. İçimdeki canavarı çok zor tutuyorum. Onu gördüğün zaman arkana bakmadan gidersin. Ama ben buna izin veremem güzelim. Benden nefret edeceksen yanımda nefret et, yeter ki yanımda ol. Seni kaybedemem"
''Senin nasıl bir sevgi anlayışın var? Bu sevgi değil. Böyle zorlayarak kısıtlayarak sevgi olmaz. Seven insan sevdiğinin mutlu olmasına izin verir. Onu bir fanusa kapatmaz!"
"Ne yani sırf sen mutlu ol diye başka bir herifle olmana izin verecek, bir ömür arkandan yasını mı tutacağım sanıyorsun. Oldu olacak sevmediğim bir kadından çocuk yapıp ismini de Leyla koyayım. Hatta hatta böyle kendime sadece senin fotoğraflarından bir oda yaptırır gece gündüz seni yaad edeyim. Benim sevgi anlayışım bu güzelim. Sevdim, savaştım ve kazandım. Sen benimsin. Mutlu da mutsuz da olsan benim yanımda olacaksın."
"Yani beni bir ömür buraya hapsedeceksin öyle mi?!"
"Öyle değil bak burada senin için her şey var, iste dünyaları önüne sereyim. Senin için yaptım tüm bunları. Bir sürü hayvanımız var, yürüyüş yapacağımız korumuz da var. İstersen at binmeyi de öğretirim sana. Bir sürü kadın hizmetli var, hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Küçük bir sinema salonu ile kütüphane bile hazırladım senin için. Hem arkadaşların gelebilir."
"Senin çakma Babil Asma Bahçeni istemiyorum eve götür beni! Bu saçmalığa daha fazla katlanamayacağım!"
"Üzgünüm güzelim artık yeni evimiz burası."
***
Selim'in beni bu hapishaneye getireli bir hafta oluyordu. Telefonumu da almıştı. Babamlarla akşamları onun gözetiminde konuşuyordum. Dediği gibi burada bir sürü kadın hizmetli vardı. Benimle sohbet etmemeye azami gayret gösterir gibi bir halleri vardı. Biri hariç.
Nermin teyze diğerlerinin olmadığı zamanlarda bana sıcak davranıyor sohbet ediyorduk. İki yıl önce eşi vefat ettiği için bu işte çalışmak zorundaydı. Lise sona giden tatlı bir kızı vardı. Bazen buraya geldiğinde sohbet ediyorduk.
Selim de gündüzleri işte oluyordu. İşten geldiğinde de önce sımsıkı sarılıyor, sonra da yanımdan bir an olsun ayrılmıyordu. Ama en zoru geceydi benim için. Beni sürekli birlikte olmak istiyordu. Kahretsin ki bazı biyolojik gerçekler vardı ve ben onun dokunuşlarını hissetmemek için kendimi kasmaktan yorulmuştum. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları gibiydi. Bana karşı açlığı hiç bitmiyordu.
Bahçede kitabımı okurken Selim'in arabası sert bir frenle durdu. Selim arabadan inip hızla buraya doğru gelmeye başladı.
"LEYLAA!"
"Burdayım"
"Burdasın demek! Herkes çıksın bugün izinlisiniz, evde kimseyi görmek istemiyorum!"
Beni kolumdan tutup içeriye sürüklemeye başladı.
"Ne yapıyorsun sen! Neler oluyor?!"
"Bu oluyor! Karımın telefonuna bakmak için ilk kez bugün elime alıyorum, karımın aşığı karımın telefonuna aşk mesajları atıyor! Hâlâ onunla konuşuyor musun! Sen beni yine aldatacak mısın lan! Benden kaçıp ona mı gideceksin! O yüzden mi buraya geldiğimizden beri gitmeye çalışıyorsun! Haberim olmayacak mı zannediyordun!"
"Delirmişsin sen! Ne mesajı, ne aldatması, kendine gel!"
"Hemen açıklıyorum karıcığım ne mesajı olduğunu.
-Leyla aç şu telefonu.
-Seni seviyorum
-Sen de beni seviyorsun
-Seni o adamdan kurtaracağım.
-Seni seviyorum
-Sen de beni seviyorsun
-Seni o adamdan kurtaracağım.
Bu ve bunun gibi bir sürü mesaj. Telefonunu almasam konuşacaktın, belki de birlikte kaçma planları yapacaktınız değil mi?!" deyip evde ne var ne yok kırmaya başlamıştı. İçimdeki canavar derken bunu kastediyordu sanırım. Bir tür sinir krizi geçiriyordu.
"Kocanım lan ben senin! Beni sevsene işte! Neden beni sevmeye çalışmak yerine sürekli kurtulmaya uğraşıyorsun?! Niye lan niye! Köpek gibi seviyorum kızım seni! Neyim sana yetmiyor söylesene?!" deyip daha da sinirlendiğinde müdahale etmem gerekti. Şuan çok korkunç bir haldeydi. Belki bana da bir zarar verebilirdi ama durdurmak zorundaydım.
Yanına gidip elini tuttuğumda duraksadı, diğer elimle de yanağını tutup bana başını bana çevirdim.
"Bana bak, gözlerime bak! Ben seni aldatmadım tamam mı?"
İtaatkar bir şekilde başını sallayıp "Aldatmadın" dedi. Şuan bu kadar sakinleşmesi karşısında şok geçiriyordum ama kontrolü elden bırakmadım.
" O telefon bende olsaydı da cevap vermezdim. Çünkü zannettiğin gibi onu sevmiyorum."
"Sevmiyor musun?"
"Evet sevmiyorum. Artık sakinleş. Şimdi yatıp uyuyacağız ve bu konu burada sonsuza kadar kapanacak anlaştık mı?" dediğimde tekrar olumlu anlamda başını salladı.
Onun üzerinde bu kadar büyük bir etkim olduğunu bilmiyordum. Demin yaralı bir arslan gibi etrafı dağıtan adam gitmiş, yerine uysal bir Selim gelmişti.
Ben pijamalarımı giymek giysi odasına gittiğimde Selim de benimle birlikte geldi. O kadar şey olmuştu ama hâlâ ısrarla beni giydirme ritüelinden vazgeçmiyordu. Üstümü çıkardığında kolumu tuttuğu yerlerin kıpkırmızı olduğunu gördüm. Selim'e baktığımda o da oraya bakıyordu. Kızaran yerleri öpüp defalarca özür diledi. Sonra da kremleyip beni giydirdi.
Selim takıntılı bir ruh hastası olabilirdi. Ama bana bilerek asla zarar vermezdi. İçindeki pişmanlığı ben de hissedebiliyordum. Ama bu onu affedeceğim anlamına gelmiyordu.
Yatağa yattığımda beni kendine çekip sımsıkı sarıldı. Burnunu boynuma gömüp kokumu içine çekti. Hâlâ sakinleşmeye çalışıyordu. Bence kesinlikle profesyonel yardım almalıydı. Ama bunu kabul edeceğini hiç zannetmiyordum. Sakinleşmesi için ben de ona sarıldığımda gevşemişti. Ben de biraz daha rahatlaması için saçlarıyla oynadığımda nefes alış verişleri yavaş yavaş düzene bindi.
Bir daha bu sinir harbini görmeye katlanamazdım. Bir nev-i benim yüzümden, bana olan saplantısı yüzünden bu haldeydi. Hayatının merkezinde sadece ben olduğum için aslında kendi hayatını bile yaşayamıyor bana da yaşatmıyordu. Gün geçtikçe daha da paranoyaklaşmıştı. Beni hapsetmek bile ona yetmemişti.
Selim'in uyuduğunu anladığımda ben de kendimi uykunun kollarına bıraktım. Bugün benim için çok yorucuydu.
***
Sabah uyandığımda Selim'i beni izlerken buldum.
"Günaydın güzelim." Cevap vermeden banyoya ilerledim. Arkamdan hareklendiğini duyabiliyordum. Bugüne kadar ne yaparsa yapsın onu cevapsız bırakmamıştım. Ama artık buraya kadardı. Beni buraya kapattığı yetmiyormuş gibi bir de ihanetle suçlamıştı. Bir anlık sinirle hareket eden biri değildim. Bugünden sonra tepkimi böyle koyacaktım. Onu yok sayarak.
Arkadan bana sarıldığında önemsemeden elimi yüzümü yıkamaya devam ettim.
"Konuşmuyor musun benimle? Ne yani çocuk gibi küstün mü bana şimdi? Sesinden bile mahrum mu bırakacaksın?"
Çocukmuş. Biz ona adamına göre muamele diyoruz dememek için kendimi zor tuttum. Pijamalarımla kahvaltıya indim. Şimdi üzerimi değişmeye kalksam ben giydireceğim diye tutturacaktı.
Kahvaltımı yaparken Selim de gelip saçlarımı öptükten sonra kahvaltılıklardan yemeğe başladı. Telefonu çaldığında arayan sekreteriydi sanırım çünkü "bugün gelmeyeceğim, bugünkü programımı yarına aktar" demişti.
Kahvaltımız bittikten sonra 'hadi film izleyelim' deyip sinema salonuna sürüklemişti. Bez bebektim zaten ben, en basit konularda bile özgür irademi beden gücüyle elimden alıyordu. Selim filmi takıp yanıma geldi. Yanımda oturmak bile yetmemiş olacak ki kucağına çekip başımı göğsüne yasladı. Huysuzca kıpırdandığımda "Rahat dur" deyip beni kendine sabitlemişti. Film olarak 'Beter Böcek'i' seçmişti. Sevdiğimi bildiğinden özellikle seçtiğini anladım. Film sırasında sürekli beni konuşturmaya çabalasa da pek oralı olmuyordum.
Selim artık bu durumdan sıkılmış olacak ki "hala mı konuşmayacaksın benimle, eşeğim ben, hayvanım hatta. Özür dilerim güzelim. Akşam annemler gelecek biliyorsun böyle küs mü karşılayacağız ilk misafirlerimizi?"
Onun aksine ben nerde ne yapmam gerektiğimi gayet iyi biliyordum. Tabi ki bu durumu ona şimdilik söylemeyecektim. Ne zaman içimde Selim'e karşı iyi duygular yeşerse yaptıklarıyla yeşeren duygularımı kör makasla kesip buduyordu. Onu sevmediğim için yaptıklarına kırılmıyordum. Bu beni koruyordu. Selim den nefret etmek daha kolaydı benim için. Bir de onu sevsem bu yaptıklarına asla katlanamazdım sanırım.
Oysa beni buraya kapatmadan önce onu kabullenmeye başlamıştım. Ama o bu yaptığıyla her şeyi daha da yıkmıştı.
Gün boyu Selim den uzak durmak için kitap okumuştum. Bu süre içinde Selim sürekli beni izlediği için konsantre olmakta güçlük çeksem de pes etmedim. En azından benimle konuşma çabasına girmiyordu.
Akşam için yemekler hazırlanıp sofra kurulduğunda ben de giyinmek için odaya çıktım. Odada Selim yatağın üzerine lacivert bir kot pantolonla bordo şifon gömlek koymuştu. Kendi de gömleğini ilikliyordu. Beni görünce üzerimdeki t-shirtü çıkarıp gömleği giydirdi. Pantolonu da giydirecekken durdurmaya çalıştım ama sadece çalışmakla kalmıştım yine. Onu da giydirince yüzüme bakıp "Her gece birlikte olduğum karım hala benden utanıyor demek." dediğinde hışımla odadan çıktım.
Salona indiğimde Selim'in ablası herkesten önce gelmişti bile. Sarılıp "hoşgeldin" dediğimde beni süzüp "hoşbuldum, evlilik yaramış sana güzeldin daha güzel olmuşsun" dediğinde gülümseyip teşekkür ettim.
"Selim nerde? O gelmeden seninle kız kıza laflayalım biraz."
"Yukarıda giyiniyordu, birazdan iner sanırım."
"Ee davete ne giymeyi düşünüyorsun bakalım?" dediğinde anlamsızca yüzüne baktığımda açıklama ihtiyacı duymuş olacak ki "Selim'lerin şirketinin haftaya verecekleri daveti diyorum."
Bozuntuya vermemek için "Ha o muydu, ben ona katılmayı düşünmüyorum pek benlik ortamlar değil."
"Saçmalama Selim'i aç kurtların arasına yalnız mı göndereceksin?"
"Aç kurtlar derken?"
"Sen Selim'in sekreterini yada şirkette çalışan kadınları hiç görmedin galiba."
"Sekreter mi? Çok klişe. Hala işe girip patronu ayartabileceğini düşünenlerin nesli tükenmedi mi?"
"Tükenmemiş canım, gördüğünde senin de hak vereceğine eminim. Tek o olsa gene iyi Selim'in Amerika'da okuldan arkadaşı olan bir kız temelli olarak Türkiye'ye yerleşmiş soluğu sürekli Selim'in yanında alıyormuş. Selim yüz vermiyordur ama onun kime ait olduğunu bilmesinden bir zarar gelmez değil mi?"
Haklıydı. Her ne kadar sevmesem de Selim benim kocamdı. Ne olursa olsun o davete katılıp neler olup bittiğini kendi gözlerim ile görecektim. Hem bunu benden saklaması beni daha da cezbetmişti.
*Düzenlenmiştir.*
Yorumlar
Yorum Gönder